+ Konuya Cevap Yaz
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: İman zayıflığını gidermenin yolları...

  1. #1
    _HAYDAR_
    Gast

    Standart İman zayıflığını gidermenin yolları...

    1 - Şeri ilimleri öğrenmek, öğretmek ve şer-i ilimlerin derslerine katılmak.

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek’ korkar." (Fatır: 28)

    Şeri ilimler; imanı kuvvetlendirmede en büyük vesiledir. Zira şeri ilimler vesilesiyle müslümanın Allah, isimleri, sıfatları, sınırları, farzları, haramları, Allah’ın sevdiği ve sevmediği meseleler hakkındaki bilgi ve ilmi artar.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in söylemiş olduğu şu söz, şeri ilimleri öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir:

    "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah-u Teâlâ bu sebeble cennete girmesinin yolunu ona kolaylaştırır." (Müslim)

    Hadiste belirtilen "ilim" Kur’an’a, sahih sünnete ve selefis’salihin yoluna dayalı sahih olan şeri ilimdir.


    2 - Manasını düşünerek Kur’an okumak.

    Allah-u Teâlâ Kur’an’ı, bir hidayet olarak ve her şeyi açıklamak için indirmiştir. O halde her kim Kur’an’daki hükümlere bağlanırsa muhakkak o kimse doğru yoldadır. Ayrıca Kur’an, mü’minler için bir şifadır.

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz." (İsra: 82)

    Evet… Kur’an mü’minler için şifa ve rahmettir. Zira mü’minler, Kur’an’ın ayetlerini okuduklarında; ibret almak ve hayatlarına tatbik etmek için düşünerek okurlar. Böylece Kur’an onlar için bir şifa ve rahmet olur.

    Kur’an’ı düşünerek okuma konusunda bize en büyük örnek Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’dir.

    Abdullah b. Mes’ud radiyAllahu anh şöyle dedi:

    "Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bana:

    "Kur’an oku" dedi.

    Ben ona: "Ey Allah’ın rasulü! Kur’an sana indirilmiş olduğu halde ben mi sana okuyayım?"

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bana: "Evet, oku" dedi.

    Abdullah b. Mes’ud radiyAllahu anh sözlerine şöyle devam etti: :

    "Ben ona Nisa suresini okumaya başladım. "Her ümmetten bir şahid getirdiğimiz ve onların üzerine seni şahit olarak gösterdiğimiz zaman nasıl olacak?" (Nisa: 41) ayetini okuyunca; Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bana:

    "Tamam, tamam" dedi.

    O esnada ona baktım. İki gözünün yaşla dolduğunu gördüm." (Buhari)

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ile ilgili bu hadiseyi ibretle ve düşünerek okumak gerekir. Çünkü Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem, geçmiş ve gelecek günahları affedilmiş olmasına rağmen Kur’an’ı dinlediği zaman gözleri yaşla dolmuştur. Öyleyse çokça günahın sahibi olan bizler ne yapmalıyız?!
    3 - Allah-u Teâlâ’yı çokça zikretmek.

    Allah-u Teâlâ’yı çokça zikretmek; imanı tazeleme ve kuvvetlendirmede en büyük etkendir.

    İbni’l Kayyım bu konuda şöyle diyor:

    "Allah-u Teâlâ'yı zikirde yüz fayda vardır. Bunlar;

    a - Allah-u Teâlâ zikredildiğinde, yapılan zikir şeytanı kovar ve onu yener.

    b - Yapılan zikir vesilesiyle Allah-u Teâlâ'nın rızası kazanılır.

    c -Yapılan zikir; kalpten üzüntü ve sıkıntıyı giderir.

    d - Yapılan zikir vesilesiyle kalbte sevinç, huzur, rahatlama ve mutluluk oluşur.

    e - Yapılan zikir; kalbi ve tüm bedeni kuvvetlendirir.

    f - Yapılan zikir; yüzü ve kalbi nurlandırır.

    Sonra İbn’il Kayyım diğer faydaları zikretti ve bunları zikrettikten sonra şöyle dedi:

    "İbni Teymiye’nin şöyle dediğini duydum:

    "Kalbin zikre olan ihtiyacı, balığın suya ihtiyacı gibidir. Balık sudan ayrıldığında acaba hali nasıl olur?"

    İbni Kayyım devamla şöyle diyor:

    "Bir gün fecr namazının kılınması sonrası İbni Teymiye’nin zikir için oturduğuna şahid oldum. Öyle ki fecr namazından, gündüzün yarısına kadar zikir yaptı. Zikirini bitirince bana baktı ve şöyle dedi:

    "İşte bu, benim gıdamdır. Eğer bunu yapmazsam kuvvetim gider." (Elvabil Ettayyib s: 83-84)

    Ebu’d Derda radiyAllahu anh’dan Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şöyle dediği rivayet edildi:

    "Allah-u Teâlâ katında amellerinizin en hayırlısı, en temizi, derecenizi en çok yükselten, altın ve gümüşü harcamaktan, düşmanla karşılaşıp onların sizin boynunuzu vuramayıp, sizin onların boynunu vurmanızdan daha hayırlı bir ameli size haber vereyim mi?"

    Sahabeler: "Evet" dediler.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

    "Allah-u Teâlâ’yı zikretmektir." (Tirmizi sahih senedle rivayet etti.)

    İbni Teymiyye bu hadisi zikrettikten sonra şöyle dedi:

    "Zikrin en azı Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen duaları belli vakitlerde devamlı söylemektir. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in günün başlangıcı ve sonunda söylediği, yatarken, uykudan uyandığında, namazı bitirdikten sonra, yemek yerken, su içerken, elbise giyerken, cima yaparken, eve, mescide, tuvalete girerken, tuvaletten çıkarken, yağmur yağdığında, gök gürültüsü olduğunda söylediği zikirler gibi… Bu zikirlerle ilgili kitablar yazılmıştır. Bu kitabların isimleri; "Gündüz ve Gecenin Zikirleri"dir. Zikrin en faziletlisi ve en yüksek olanı ise; "La ilahe illAllah" sözüdür." (El vasiyyel Camia Li Hayri Dünya ve’l Ahira s: 6)



    Allah-u Teâlâ’yı, zikrin manalarını düşünerek zikretmek kalbin kirini ve pasını giderir, kalbe yapışmış olan günah ve masiyetlerin kötü etkisini siler, kulu Allah-u Teâlâ'ya daha çok yaklaştırır ve Allah-u Teâlâ korkusunu artırarak, kulu günah işlemekten uzaklaştırır.

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "İman edenlerin, Allah’ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin "saygı ve korku ile yumuşaması" zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitab verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar." (Hadid: 16)

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz." (İsra: 82)

    Allah-u Teâlâ, Allah-u Teâlâ'yı zikretmemenin ya da çok az zikretmenin münafıkların sıfatlarından olduğunu Kur’ an’da haber vermiş ve o kimseleri kötülemiştir.

    Allah-u Teâlâ, mü’min kullarının kalblerine yaptığı imtihanda başarılı olabilmeleri için onlara kesin ve etkili bir ilacı haber vermiştir. Bu ise; Allah-u Teâlâ'yı zikretmektir.

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur." (Ra’d: 28)


    4 - Vakti, Allah-u Teâlâ'ya itaatle, O’na yaklaşmakla ve O’nun farz kıldığı amelleri yapmakla geçirmek.

    Kur’an ayetleri okunduğunda imandan hemen sonra salih amel geldiği görülür.

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır." (Bakara: 82)

    Müslüman bir kimsenin vaktini Allah-u Teâlâ'ya taatle ve salih ameller işleyerek değerlendirmesi imanını kuvvetlendirmesine vesile olur.

    Ebu Hureyre radiyAllahu anh’den şöyle rivayet edilmiştir:

    "Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle sordu:

    "Bugün hanginiz oruçlu olarak sabahladı?"

    Ebu Bekir radiyAllahu anh:

    "Ben ya Rasulullah" dedi.

    Rasulullah: "Bugün hanginiz bir cenazeyi takib etti?" diye sordu.

    Ebu Bekir radiyAllahu anh: "Ben ya Rasulullah" dedi.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem:

    "Bugün kim bir miskini yedirdi?" diye sordu.

    Ebu Bekir radiyAllahu anh:

    "Ben ya RasulAllah" dedi.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem:

    "Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" diye sordu.

    Ebu Bekir radiyAllahu anh:

    "Ben ya RasulAllah" dedi.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem dedi ki:

    "Bu ameller her kimde bulunursa mutlaka cennete girer." (Müslim)

    Evet… İşte cennete girebilmenin yollarından birisi! Vakitleri salih amellerle değerlendirmek… Vakitleri salih amellerle değerlendirmenin mükafatı cennete girmektir.

    O halde vaktini Allah-u Teâlâ'nın razı olduğu amellerle değerlendirmek isteyen müslümanın şu kaidelere riayet etmesi gerekmektedir:

    a - Salih bir amele başlamışsa, başlanan amel az olsa bile, o amele devam etmelidir.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Allah-u Teâlâ'nın en sevdiği ameller az olsa bile devamlı yapılan amellerdir." (Müslim)

    b - Salih amelleri işlemek için bir an önce harekete geçmeli, bu konuda gevşeklik göstermemeli ve erteleme yapmamalıdır.

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Acele etmemek, ahiret amelleri hariç, her konuda hayırdır." (Ebu Davud, Hakim sahih senedle rivayet ettiler.)

    Salih amellerin bir an evvel yapılması çok önemlidir. Zira insan ne zaman öleceğini bilemez. Bu sebeble salih amel yapma imkanı bulunduğu anda, hiç vakit kaybetmeden o salih amelin işlenmesi müslüman kul için efdaldir.

    c - Yapamamış olduğu salih amellerin telafisini yapmalıdır.

    Şayet vitr namazı kılmadan uyumuş ve vitri kılmak için gece uyanamamışsa onun telafisi için gündüz bolca nafile namaz kılması gibi…

    Bu konuda Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bizim için büyük bir örnektir.

    Aişe radiyAllahu anh şöyle dedi:

    "Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem, uykunun ona galib gelmesi ya da bir hastalık sebebiyle kıyamul leyl yapamamışsa gündüz on iki rekat nafile namaz kılardı." (Müslim)

    Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Geceleyin Kur’an okumadan uyuyan bir kimse, şayet fecr namazı ile öğlen namazı arasında Kur’ an okursa aynen geceleyin Kur’an okumuş hükmündedir." (Müslim)

    d - Salih amelleri yapan veya yapmaya devam eden müslüman asla bu amellerine güvenmemeli, Allah’a karşı acziyetini hissetmeli, Allah-u Teâlâ ona rahmet etmezse, işlemiş olduğu salih amellerle cennete giremeyeceğini düşünmeli ve devamlı Allah-u Teâlâ'nın azabından korkmalı, rahmetini ummalıdır.

    İbni Ebi Muleyke şöyle diyor:

    "Otuz tane sahabeye yetiştim. Hepsi nifaktan korkuyordu. Hiçbirisi Cebrail ve Mikail’in imanı gibi imana sahib olduğunu (Bu hadiste kastedilen; herkesin iman etmesi gereken temel meseleler değil, imanı arttıran amellerdir.) söylemiyordu." (Buhari)

    e - Yapma fırsatını kaçırdığı ameller sebebiyle üzüntü duymalıdır.

    İbrahim b. Edhem şöyle dedi:

    "İbadetkar bir müslümanı hastalığı sırasında ziyarete gittik ve ayaklarına bakarak ağladığını gördük. Ona: "Niçin ağlıyorsun?" diye sorduk. O, şöyle cevab verdi:

    "Bu ayaklarla Allah-u Teâlâ yolunda cihad yapmayı kaçırdığım günler sebebiyle ağlıyorum."

    Bir başka kimse ağladı. Ona şöyle denildi:

    "Niye ağladın?" O da şöyle cevab verdi.

    "Oruç tutmayıp da geçirdiğim günler ve gece namazını kılmayı geçirdiğim geceler sebebiyle ağlıyorum." (Leftetül Kebid İla Nasihatil Veled s: 38-39-İbni’l Cevzi)
    alıntı

  2. #2
    Site Dostu yasin_ömer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    05.03.2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    785
    Blog Girişleri
    1

    Standart

    Salih amellerin bir an evvel yapılması çok önemlidir. Zira insan ne zaman öleceğini bilemez. Bu sebeble salih amel yapma imkanı bulunduğu anda, hiç vakit kaybetmeden o salih amelin işlenmesi müslüman kul için efdaldir.

+ Konuya Cevap Yaz

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok