+ Konuya Cevap Yaz
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: imamı gazali kalblerin keşfi[alt başlık]

  1. #1
    ashabulyemin
    Gast

    Ausrufezeichen imamı gazali kalblerin keşfi[alt başlık]

    s.a
    ihvan
    imam-ı Gazali nin hadis ve ayet destekli güzel bir eserini bu başlıkta vermeye çalışacağız
    inşaAllah istifade edenlerden olurUZ

    beraber inceleyebileceğimiz konular



    ALLAH KORKUSU

    SABIR VE HASTALIK

    RİYAZET VE NEFSANİ ŞEHVET

    NEFSİ YENMEK VE ŞEYTANA KARŞI KOYMAK

    GAFLET

    ALLAH'I UNUTMAK, FASIKLIK VE NİFAK

    TEVBE

    SEVGİ

    AŞK

    ALLAH'A İTAAT, ONU SEVMEK, RESULÜNÜ SEVMEK

    İBLİS VE AZABINI BEYAN

    EMANET

    NAMAZI HUŞU VE HUZUR İLE TAMAMLAMAK

    EMR-İ Bİ'L MA'RUF VE NEHY-İ ANİ'L MÜNKER

    ŞEYTANIN DÜŞMANLIĞI

    EMANET VE TEVBE

    MERHAMETLİ OLMANIN FAZİLETİ

    NAMAZDA HUŞUNUN BEYANI

    DEDİKODU, KOĞUCULUK

    ZEKAT

    ZİNA

    SILA-İ RAHİM VE ANA BABA HAKKI

    ANA BABAYA İYİLİK ETMEK

    ZEKAT VE CİMRİLİK

    AŞIRI İHTİRAS

    İBADETE DEVAM VE HARAMI TERKETMEK

    ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

    GÖKLER VE ÇEŞİTLİ CİNSLER

    KURSİ - ARŞ - MUKARREB MELEKLER - RIZIKLAR VE TEVEKKÜL

    DÜNYAYI TERKETMEK, ONU KÖTÜLEMEK

    YİNE DÜNYAYI ZEM HAKKINDA

    KANAATİN FAZİLETİ

    FAKİRLERİN FAZİLETİ

    ALLAH'DAN BAŞKASINI DOST EDİNMEK

    SUR'A ÜFÜRMEK, ÜRKMEK, MEZARLARDAN KALKMAK

    MAHLUKAT ARASINDA VERİLECEK HÜKÜM

    DÜNYA MALININ KÖTÜLÜĞÜNÜ BEYAN

    AMELLER MİZAN VE CEHENNEM AZABI

    İTAATİN FAZİLETİ

    ŞÜKÜR

    KİBRİN KÖTÜLÜĞÜ

    GÜNDÜZLERİ VE BAŞKA ZAMANLARI DÜŞÜNMEK

    ÖLÜMÜN ŞİDDETİNİN BEYANI

    KABRİN VE KABİR KORKUSUNUN AÇIKLANMASI

    İLM'ÜL-YAKİN, AYNEL YAKİN VE ARZ GÜNÜ SUAL

    ALLAH'I (C.C.) ZİKRETMENİN FAZİLETİ

    NAMAZLARIN FAZİLETİ

    NAMAZ KILMAYANIN CEZASI

    CEHENNEM MEYDANI VE CEHENNEM AZABI

    CEHENNEM AZABI

    GÜNAHTAN SAKINMANIN FAZİLETİ

    TÖVBENİN FAZİLETİ

    ZULMÜ NEHYETMEK

    YETİME ZULÜM ETMEYİ YASAKLAMAK

    KİBRİN KÖTÜLÜNÜ BELİRTMEK

    TENAYUN VE KANAATİN FAZİLETİ

    DÜNYAYA ALDANMAK

    DÜNYANIN KÖTÜLÜĞÜ VE ONDAN SAKINDIRMAK

    SADAKANIN FAZİLETİ

    MÜSLÜMAN KARDEŞİNİN İHTİYACINI KARŞILAMAK

    ABDESTİN FAZİLETİ

    NAMAZIN FAZİLETİ

    KIYAMETİN DEHŞETLERİ

    CEHENNEM VE MİZAN'IN SIFATLARI

    KİBİR VE KENDİNİ BEĞENMİŞLİĞİN KÖTÜLÜĞÜ

    YETİMLERE İYİLİK ETMEK VE ZULÜMDEN KAÇINMAK

    HARAM YEMEK

    FAİZİN YASAK OLUŞU

    KUL HAKLARI

    HEVAYA UYMANIN KÖTÜLÜĞÜ VE ZÜHD

    CENNETİN VASIFLARI VE CENNETLİKLERİN DERECELERİ

    SABIR, RIZA VE KANAAT

    TEVEKKÜLÜN FAZİLETİ

    MESCİDİN FAZİLETİ

    RİYAZET VE KERAMET EHLİNİN FAZİLETİ

    İMAN VE NİFAK

    GIYBET VE KOĞUCULUĞUN KÖTÜLÜĞÜ

    ŞEYTANIN DÜŞMANLIĞI

    MUHABBET VE NEFS MUHASEBESİ

    HAKKI BATILLA KARIŞTIRMA

    CEMAAT NAMAZ KILMANIN FAZİLETİ

    GECE NAMAZ KILMANIN FAZİLETİ

    DÜNYA ALİMLERİNİN CEZASI

    İYİ HUYUN FAZİLETİ

    GÜLME - AĞLAMA, ELBİSE

    KUR'AN-I KERİM'İN VE ALİMLERİN FAZİLETİ

    NAMAZ VE ZEKATIN FAZİLETİ

    ANA-BABAYA İYİLİK VE EVLAT HUKUKU

    KOMŞULUK HUKUKU VE FAKİRLERE İYİLİK

    İÇKİ İÇENİN CEZASI

    PEYGAMBERİMİZİN (S.A.S.) MİRACI

    CUMANIN FAZİLETLERİ

    KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

    ERKEĞİN KARISI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

    CİHADIN FAZİLETİ

    ŞEYTANIN HİLESİ

    ÇALGI DİNLEMEK

    BİD'AT VE NEFSİ ARZULARA UYMANIN HARAM OLUŞU

    RECEP AYININ FAZİLETLERİ

    ŞABAN AYNIN FAZİLETLERİ

    RAMAZAN AYININ FAZİLETLERİ

    KADİR GECESİNİN FAZİLETLERİ

    BAYRAMIN FAZİLETİ

    ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNÜN FAZİLETİ

    AŞURENİN FAZİLETİ

    FAKİRLERİ AĞIRLAMANIN FAZİLETİ

    CENAZE VE KABİR

    CEHENNEM AZABINDAN KURTULMAK

    MİZAN VE SIRAT

    PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) VEFATI




    Mod kardeşlerimin dikkatine
    belki 25 30 sayfa olabilir cevap olarak konular eklenecektir yanlış yere açılmışsa yerini değiştirebilirsiniz

  2. #2
    ashabulyemin
    Gast

    Standart Allah[cc]korkusu

    Allah[cc]korkusu

    BİRİNCİ BÖLÜM

    Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

    Ulu Allah (C.C.). kanatlarının biri doğuya, öbürü batıya uzanan ayakları yedinci kat yere inen bir kus yarattı. Kusun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy vardır. Ümmetimden kadın - erkek herhangi bir kimse bana salât-ü selâm getirdiği zaman ulu Allah bu kusa :

    Arsin altında bulunan nurdan bir denize dalmasını emreder. Kus denize dalıp çıkarak kanatlarını silkeleyince her tüyünden bir damla akar. Ulu Allah akan her damladan, üzerime kıyamete kadar selâî-ü selâm getiren kul hesabına istiğfar edecek bir melek yaratır.»

    Ehl-i Hikmet'ten biri söyle der:

    «Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti ez günah islemekte ve dînin selâmeti de varliklarin en hayirlisina (Peygamber (S.A.V)'imize) selât-ü se­lâm getirmektedir.»

    Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:


    «Ey iman edenler! Allah'dan korkunuz ve O'na itaat ediniz ve her kes yarin için (kıyamet gününe ne amel islediğine) baksın (yani sadaka verin ve Allah'ın emrine uygun ameller isleyin ki. Kıyamet günü sevabını bulasınız) Allah'tan korkunuz, çünkü O, (iyilik olsun, kötülük olsun) yaptığınız her hareketten haberdardır»

    (59 - Hasr Suresi 18).

    Çünkü Kiyamet günü melekler, gökler, yeryüzü, gece, gündüz - iyilik olsun, kötülük olsun - insanoglunun isledigi her seye sehitlik edeceklerdir. Hatta vücudun azalari bile insanogluna karsi sahit tutulacaktir.

    Yeryüzü, günah islemekten sakinarak iyilige kosan (zahid) ve mü­min kulun lehine sahitlik ederek: «Bu adam üzerimde namaz kildi, oruç tuttu, hacca gitti, cihad etti» diyecek, günahtan ((sekmarak)) iyilige, kosan mümin kul da bu sahitlige sevinecektir. Buna karsilik Ayni yeryüzü, kâfir ve günahkârlarin aleyhinde de sahitlik ederek: «Bu adam üzerimde Allah (C.C)'a sirk kostu, ((zina isledi)), içki içti, haram yedi» diyecektir. Merhametlilerin en merhemettisi oian ulu Allah (C.C.) kâfir ve günahkârlari inceden inceye sorguya çekerse vay hallerine!

    Mümin, vücudunun bütün azalari ile Allah (C.C)'tan korkandir. Nitekim büyük ahlâk ve fikih bilgini Ebu Leys es-Semerkandî der ki:

    — Allah korkusunun, yedi alâmeti vardir:

    — Birinci alâmet dil'de belirir: Allah korkusu tasiyan kul dilini ya­landan, dedikodudan, koguculuktan, iftiradan ve bos konusmaktan aîi-kor. bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konusmalarla mesgûl eder.

    Ikinci alâmet kalpte belirir: Allah korkusu tasiyan kul baskalarina karsi kalbinde düsmanlik, iftira ve kiskançlik barindirmaz. Çünkü kiskanclik iyilikleri mahveder.

    Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurur:

    «— Ates odunu nasil yerse (yakarsa) kiskançlik da iyilikleri öyle yer» (yok eder) Bilesin ki. kiskançlik, kalb hastaliklarinin baslicalarindan biridir ve ou hastaliklar da ancak ilimle ve iyi emeller isleyerek tedavi edilebilir.

    Üçüncü alâmet göz'de belirir: Allah (C.C) korkusu tasiyan kul. Haram yiyecege, haram içecege, haram giyecege... (kisacasi) haram olan hiç oir seye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle degil, ibret almak amaci ile bakar. Helâl olmayan seylerden bakislarini uzak tutar.

    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurur:

    «— Kim gözünü haramla doldurursa Allah (C.C) da onun gözünü kiyamet günü atesle doldurur.»

    Dördüncü arâmet karin'da beîrrir: Allah (C.C) korkusu tasiyan kul, karnina haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek agir günahlardan biridir.

    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

    «— insanoglunun karnina haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldigi süreç yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet Yagdirirlar O lokmayi hazmederken öldügü takdirde varacagi yer cehennemdir.»

    Besinci alâmet eller'de belirir: Allah (C.C) korkusu tasiyan kimse, ellerini harama degil, Allah (C.C)'in rizasina uygun seylere dogru uzatir. Nitekim sahabîlerden Kâ'b'ul Ahbar'm (R.A.) söyle dedigi rivayet edilir:

    «—- Ulu Allah (C.C), her bir bölümü yetmis bin gözlü yetmis bin bölümü olan yakuttan yapilma bir kösk yaratmistir. Kiyamet günü bu köske ancak önlerine çikan haram seylerden Allah (C.C) korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.»

    Altinci alâmet ayaklarda belirir: Allah korkusu tasiyan kimse, günah islemeye degil. Allah'in emrine uygun ve O'nun rizasini kazandiracak islere dogru yürür, alimlerle ve iyi amel isleyenlerle bulusmak gayesi ile adim atar.

    Yedinci alamet Amerde belirir: Allah korkusu tasiyan kimse ibadetini sirf Allah (C.C) rizasi için yapar, riyadan ve münafikliktan kaçinir, böylelikle Allah (C.C)'in haklarinda söyle buyurdugu kimselerden biri olur:


    "Rabb´inin katinda Ahiret, günahlardan korkanlar icindir"

    (43 - Zuhruf Suresi, 35)

    Böyleleri için Ulu Allah baska bir ayette söyle buyurur:

    "Günahlardan sakinanlar, hic süphesiz, cennetlerde ve pinarlar(´inin baslarin) dadirlar"

    (43 - Zariat Suresi, 15)

    Baska bir âyette de söyle buyruluyor:


    "Günahlardan sakinanlar cennet ve nimetler icindedirler"

    (52 - Tur Suresi, 17)

    Diğer bir âyette de söyle buyrulur:


    "Günahlardan sakinanlar emin bir makamdadirlar."

    (44 - Duhan Suresi, 51)

    Bu ayetlere bakinca Ulu Allah (C.C)´in neredeyse "bu kimseler, Kiyamet günü cehennemden kurtulurlar" diye buyurdugu görütür.
    Müminin korku ile ümit arasinda bulunmasi gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah (C.C)´in rahmetini beklerken diger yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder.

    Nitekim ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:

    "Sakin Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin."



    HIKAYE

    Hz.Davud - Allah (C.C)´in selami üzerine olsun.

    Kürsü üzerine oturmus Zebur okurken gözleri yerde sürünen kirmizi bir kurda ilisir ve icinden "Acaba Allah´in bu kurdu yaratmaktan muradi ne ola ki" diye düsünür. Bunu üzerine Allah´in izni ile dile gelen kurt O,na söyle der:

    "Ey Allah´in Resulü! Her gün, gündüzleri bin kere - Subhani velhamdülillahi ve lailahe illellahu vellahu ekber (Allah´i noksanlıklarının her türlüsünden tenzih ederim, hamd O,na mahsustur. O´ndan baska ilah yoktur. Allah en büyüktür) demeyi Allah bana ilham etti.
    Geceleri ise yine bin kere - Allahümme salli ala seyyidina Muhammedininnebiyyil (ümmiyi) ve ala alihi ve sahbihi ve sellem (Allah´im! Okuma yazmasız Peygamberin olan Muhammed´e, O´nun soyundan gelenlere ve O´nun sahabelerine rahmet ve selam ihsan eyle) dememi ilham etti. Sen zikrederken neler söylüyorsun banada bildir de istifade edeyim."

    Bu sözleri isiten Hz.Davud (A.S) kirmizi kurdu küçümsediğine pişman olur, Allah´dan korkarak O´na tövbe eder ve dergahına sığınır.


    Hz.Ibrahim (A.S) islediği bir günahı hatırlayınca baygınlık geçirir ve kalbinin çarpıntısı (neredeyse) bir mil uzaktan duyulurdu, Allah´in emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S) gelir ve derki:

    "Allah sana selam ediyor ve - dostundan korkan bir dost gördünmü - diye soruyor.

    Hz.Ibrahim (A.S) Cebrail´e söyle cevap verir;

    "Ey Cebrail kusurum aklıma gelince ve cezasinida düsündükce dostlugumu unutuyorum"

    İste Peygamberlerin, velilerin ve salihlerin tutumu budur. Ötesi var sen düşün.



    2- YİNE ALLAH KORKUSU

    IKINCI BÖLÜM

    Büyük ahlak ve fikih alimi Ebü´l Leys es-Semerkandi (rahimehullahu) söyle der:

    Allah (C.C)´in yedinci kat semada birtakim melekleri varki, yaratildiklari andan beri secdededirler. Bögürleri Allah (C.C) korkusu ile devamli titrer haldedir. kiyamet günü baslarini secdeden kaldirarak:

    "Ey noksanliklarin her türlüsünden beri olan Allah´imiz! Sana layik oldugun derecede ibadet edebilmis degiliz" diyeceklerdir.

    Kur´an-i Keri´im su ayeti, onlarin bu hallerine isaret eder:


    "Üstlerindeki Rabb´lerinden korkarlar ve emrolunduklarini yaparlar (göz acip kapayana kadar bile Allah´in emrini kirmazlar"

    Kur´an Kerim. - Nahl Suresi 50


    Peygamberimiz (S.A.V) söyle buyurur:

    "Kulun vücudu, Allah korkusu ile ürperdigi zaman, yapraklari dökülen agac gibi günahlarindan siyrilir."


    HIKAYE

    Adamin biri bir kadina tutulur. Günun birinde kadin bir is icin yolculuga cikar. Adam pesine takilir. Kafilenin mola verdigi bir sirada yol arkadaslarinin uykuya dalmalarini firsat bilerek kadinla basbasa kalmayi basaran asik ona sirrini acar.

    Kadin adama: "bak bakalim herkez uyuyormu" der.

    Bu sözü, karsi tarafin arzusuna ram olmak üzere oldugu sekilde yorumliyarak sevince kapilan asil derhal yerinden firlayarak kafilenin etrafinda bir tut atar. Herkezin misil misil uyudugunu görür. Kadinin yanina dönerek "evet, herkez uyuyor" der.

    Bunun üzerine kadin adama: "acaba Allah hakkinda ne dersin, o da mi uyuyor?" diye sorar.

    Adam "Allah uyumaz. O´nu hic bir zaman ne uyku ve nede uyuklama hali yakalamaz" diye karsilik verir.

    O zamankadin der ki "insanlar bizi görmüyorsada su anda uykuda olmayan ve hic bir zaman uyumayan Allah bizi görüyor. Buna göre asil O´ndan korkmaliyiz"

    Kadinin bu sözleri üzerine adam korkarak tuttugu kötü yoldan vazgecer de kadinin yanindan ayrilir, evine döner.

    Öldügü zaman bir tanidigi onu rüyasinda görür, "Allah sana nasil muamele etti" diye sorar.

    Adam: "Allah´dan korkarak o günahi islemedigim icin O beni affetti" diye cevap verir.

    HIKAYE

    Zamanin birinde Israilogullarindan biri vardi, adam kendini ibadete vermisti. Colok cocuk sahibi idi. Günün birinde ailece ac kalirlar. Tamamen caresiz kaldigi icin yiyecek bir seyler bulup getirsin diye karisini disariya gönderir.

    Kadin bir tüccarin evine varir, coluk - cocuguna yedirecek bir seyler ister. Tüccar, kadina "olur fakat önce bana kendini teslim et"diye teklif eder. Kadin hicbir cevap vermeden cikar, evine döner.

    Yavrularini "annecigim acliktan ölecegiz, bize yiyecek bir sey ver" diye feryad eder durumda bulur.

    Geri cikarak tekrar tüccarin yanina varir, yavrularinin acikli durumunu anlatir.

    tüccar "istedigim olacakmi olacakmi?" diye sorar.

    Kadin "evet" der.

    Ikisi basbasa kalinca kadinin mafsallari (eklemleri) öylesine titremeye baslarki, azalari cikacak gibi olur.

    Tüccar "ne oluyor sana?" diye sorar.

    Kadin "Allah´dan korkuyorum" diye cevap verir.

    Aldigi cevap üzerine kendine gelen adam:

    "sen su sikisik durumuna ragmen bu günahdan dolayi Allah´dan korkuyorsun, oysa asil benim korkmam gerekir" diyerek yapacagi isten vazgecer. Istediklerini vererek kadini gönderir. Kadin kucagindaki yiyecekler ile yavrularina döner. Cocuklarin sevinci sonsuzdur.

    Bu sirada ulu Allah´dan tüccar hakkinda Hz.Musa,ya (A.S) vahiy gelir.

    Allah (C.C) :

    "falan oglu filana bütün günahlarini affettigimi söyle" diye bildirir.

    Bunun üzerine Hz.Musa (S.A) tüccari bulur, ona "mutlaka Allah (C.C) ile aranizda sir kalan bir hayir islemis olmalisin" der.

    O zaman tüccar kendisine yoksul kadinla arasinda gecenleri anlatir.

    Hz.Musa (A.S): "iste bu yüzden Allah, gecmis bütün günahlarini bagisladi" diyerek tüccara müjdeyi verir.

    (Mecmu´ul Letaif)

    Rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V) demisti ki:

    "Ulu Allah söyle buyurur:

    Su iki korku ile iki gün ayni kulumda biraraya getiremem. Dünyada benden korkanin Ahiretini emin kilarim. Buna karsilik dünyada iken benim korkumu yüreginde tasimayanlari Kiyamet günü korkuya düsürürüm"


    Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:


    "Insanlardan degil benden korkunuz"
    (Maide suresi, 44)

    Diger bir Ayette söyle buyurur:


    "Eger mümimseniz, onlardan degil, benden korkunuz"

    (Al-i Imran suresi, 175)


    Hz.Ömer (R.A) Kur´andan dinledigi zaman yere baygin düserdi. bir gün eline bir saman kirintisi alarak söyle dedi:

    "keske ben de bir saman kirintisi olsaydim, adi anilmaya deger bir sey olmasaydim. Keske anam beni dodurmamis olsaydi"

    O cok aglardi, hüngür hüngür yas dökerdi. Bu yüzden yanaklarindan süzülen yaslarin biraktigi iki siyah iz her zaman yüzünde görülürdü.

    Peygamberimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

    "Sagilan süt memeye dönmedikce Allah korkusu ile aglayan kimde cehenneme girmez."

    Rivayet edilir ki, Kiyamet günü bir kul Allah cikilacak ve günahlarinin agir bastigi görülerek cehenneme atilmasi emredilecektir. Bu sirada kirpiklerinden bir tel dile gelerek söyle diyecektir:

    "Ey Rabb´im senin Resul´un Muhammed (S.A.V) kim Allah korkusu ile aglarsa Allah onun yas döken gözlerini cehenneme haram kilar" diye bildirdi. Ben senin korkundan aglamistim.

    Bunun üzerine dünyada Allah korkusu ile aglayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir.

    Cebrail (A.S): "falan oglu filan bir tek kirpik sayesinde kurtuldu" diyerek bu durumu ilan edecektir.
    (REKAIK UL AHBAR)


    Rivayet edilir ki, Kiyamet günü cehennem ortaya cikinca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehsetinden dizüstü kapaklanacaklardir.

    Nitekim yüce Allah (C.C) buyuruyor ki:


    "...Ve sen her ümmeti dizüstü cökmüs (ne olacagini endise ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya cagirilir"

    (Casiye Suresi, 28)
    Insanlar cehenneme yaklastirildiklarinde onun öfke ve kükreyisini duyacaklar, bu besyüz yillik mesafeden duyulacaktir.
    O zaman Peygamberler dahil herkez kendi dernine düserek "ben ne olacagim" diyecektir. Yanliz Peygamberlerin ulusu olan Hazreti Muhammed (S.A.V) müstesna, O "ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak" diyecektir.

    O sirada cehennemden daglar gibi ates kütlesi cikacaktir. Peygamber´imizin (S.A.V) ümmeti "ey ates kütlesi! Namaz kilanlar, dogruluktan ayrilmayanlar, Allah´dan korkanlar ve oruc tutanlar hakki icin geri dönermisin" diye yalvararak atesi geldigi yere göndermeyi calisacaklar, fakat ates geri dönmeyecektir.

    Bu sirada Cebrail´in (A.S) "ates kütlesi Muhammed´(S.A.V)in ümmeti üzerine yöneldi" diye seslendigi duyulacaktir. bunun üzerine Cebrail (A.S), bir bardak su getirerek Peygamber´imize (S.A.V) uzatacak ve "ey Allah´in Resulü! Bunu al, atesin üzerine at" diyecektir. Peygamber´imiz (S.A.V) Cebrail´den (A.S) aldigi bardagi atesin üzerine bosaltir bosaltmaz ates sönecektir.

    Peygamber´imiz (S.A.V) "bu su nedir?" diye soracak ve Cebrail´den (A.S) su cevabi alacaktir:

    "Bu senin ümmetinin, Allah korkusu ile aglayan günahlarlarinin gözyasidir. simdi atesin üzerine serpip onu Allah´in izni ile - söndüresin diye sana getirme emri aldim" *
    (*BIDAYET`ÜL HIDAYE)


    Peygamber´imiz (S.A.V) söyle dua ederdi:

    " - Allah´im! Bana senin korkun ile aglayan iki göz bagisla"

    Gözyasi dökmek konusunda su beyit ne kadar düsüncürüdür:

    "Ey gözlerim, gunahima aglar misiniz?
    Ömrüm elimden ucup gitti, gittide farkinda olmadim.


    Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyurdugu bildiriliyor:

    "Hic bir mümin düsünülülemez ki Allah korkusu ile gözünden sinek basi kadar yas ciksin ve elmacik kemigine kadar insinde o kula cehennem atesi degsin"

    HIKAYE

    Anlatildigina göre Muhammed Ibni Munzir (rahimehullahialeyh) agladigi zaman gözyaslari ile yüzünü, sakalini ovar "duyduguma göre gözyasi degen yere cehennem atesi degmez" derdi.
    Mümin Allah'in gazabindan korkmali ve kendini nefsin azgin arzularina uymaktan sakindirmalidir.

    Nitekim (Allah (C.C.) söyle buyuruyor:

    "Nefsinin azgin arzularina uyan ve dünya hayatini (Ahirete) tercih edenlerin varacagi yer cehennemdir. Rabb'uiin makamindan ve nefsini azgin arzulardan alikoyanlarin varacagi yer ise cennettir"

    (Naziat Suresi, 37-41)

    Allah´in gazabindan kurtularak sevap ve rahmetine nail olmak isteyenler, dünyanin sikintilarina sabirla katlanmali, Allah´in buyruklarina uymakta israr etmeli ve günahlardan sakinmalidirlar.

    Rivayete göre Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:

    "Cennetlikler cennete girdikleri zaman melekler onlari türlü türlü hayir ve nimetlerler karsilarlar, onlar icin sedirler kurularak dösenir. Kendilerine cesit cesit yemek ve meyvalar ikram edilir. Bu nimetlere ragmen üzerlerinde bir durgunluk farkedilir, belirli bir bekleyis havasi icinde bulunduklari görülür. O zaman ulu Allah (C.C) "ey kullarim! Burasi durgun ve bekleyis icinde olunacak bir yer olmadigi haldeki sizdeki bu durgunluk ve bekleme hali nedir?" diye buyurur.

    Cennetlikler: "bize yapilmis bir vaad vardi, simdi zamani geldi" diye cevap verirler.

    Bu cevap üzerine Allah (C.C) meleklere:

    "perdeleri yüzlerinden kaldirin" diye emir buyurur.

    Melekler: "Ey Rabb´imiz! Bunlar seni nasil görebilirler, dünyada günah islemislerdi" derler. Meleklerin bu sözlerine karsilik ulu Allah emrine tekrar ederek söyle buyurur:

    "Perdeleri kaldirin, onlar dünyada iken bana kavusmak arzusu ile zikretmisler, secde etmisler ve gözyasi dökmüslerdir"

    Perdeler kaldirilir ve bakarlar, ansizin Allah katinda secdeye kapanirlar. O zaman Allah onlara "kaldirin basinizi zira burasi amel yeri degil, bagis ve mükafat yeridir" diye buyurur. Baslarini kaldirinca keyfiyet ölcüleri disinda onlara cemalini gösterir.

    Arkasindan sevinclerini zirveye cikarmak üzere onlara söyle seslenir:

    "ey kullarim, selam üzerinize olsun! Ben sizden hosnudum, sizde benden hosnud oldunuzmu?"

    Cennetlikler söyle cevap verirler: "ey Rabb´imiz! Nasil hosnud olmayalimki, sen bize hic bir gözün görmedigi, hic bir kulagin isitmedigi ve hic bir insanin hayalinde canlandirmadigi nimetler verdin"
    (*ZEHR-UR RIYAZ)

    Bu konuda ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:

    "Allah onlardan hosnud oldu, onlar da Allah´dan hosnud oldu."

    (Kur´an-i Kerim - Beyyine Suresi, 8)



    "Rahim olan Rabb´den selam vardir (onlara)"

    (Kur´an-i Kerim - Yasin Suresi, 58)

    tahavi.com

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/msg71172/#new
    Konu ashabulyemin tarafından (08.09.2009 Saat 04:03 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    ashabulyemin
    Gast

    Standart SABIR VE HASTALIK

    SABIR VE HASTALIK

    Allah´in azabindan kurtulmak, O´nun sevap ve rahmetine nail olarak cennetine girmek isteyenler, nefislerini dünyaya ait azgin arzulara kapilmaktan alikoymali, hayatin sikintisi ve musibetlerine karsi sabirla katlanmalidirlar.

    Nitekim ulu Allah (C.C)

    "Allah sabredenleri sever" buyuruyor. "

    (Al-i Imran Suresi, 146)


    Sabir bir kac türlüdür:
    Allah´in emirlerine uymakla sabretmek (sebat). Allah´in yasaklarindan uzak furmada sabretmek (direnmek), musibete, bilhassa ilk sok aninin sarsintisina karsi sabretmek (katlanmak).

    Allah´in buyruklarina uymakta (itaatte) sabir gösterene Allah, Kiyamet günü cennette, her biri gök arasi kadar olan ücyüz derece verecektir.

    Allah´in yasaklarindan uzak durmada sabir gösterenlere Allah, Kiyamet günü, her biri yedinci yerle yedinci gök arasi kadar olan altiyüz derece verecektir.

    Allah´dan gelen musibetlere sabirla katlananlara Allah, Kiyamet günü her biri Ars ile yeryüzü arasi kadar olan yediyüz derece verecektir.


    HIKAYE

    Anlatildigina göre Zekeriyya (A.S) bir gün yahudilerden kacar, onlarda ardina düserler. Iz sürücüler kendisine yaklasinca kalin dalli bir agac görür.

    "Ey agac yarilda beni icine al" diye yalvarir. Bu sirada acilan agac Hz.Zekeriyya (A.S),yi gövdesine aldiktan sonra tekrar kapanir.

    Derken iblis ortaya cikar, iz sürücülerini iri gövdeli agacin yanina getirir, bir testere ile agaci keserek Hz.Zekeriyya (A.S),nin ölmesini saglamalarini söyledi. onlarda iblis,in dedigi gibi yaparlar.

    Hz.Zekeriyya (A.S Allah´a degil, agaca sigindigi icin bu yanlis tutum, helakine yol acar ve testereyle ikiye bölünür.


    Nitekim Peygamber´imizden (S.A.V) gelen bir rivayette:

    Ulu Allah (C.C) söyle buyurur:

    "Basina bir bela geldigi zaman bana siginan kulun, daha o hic bir istekte bulunmadan, diledigi yerine getirir ve daha yalvarmadan duasini kabul ederim. buna karsilik basina bir bela geldigi zaman bana degilde varliklardan birine siginan kulun yüzüne bütün gökyüzü kapilarini kitlerim." demistir.

    (hikayeye devam edelim) Testerenin disleri beynine gecince Hz.Zekeriyya (A.S) feryadi koparir. bunun üzerine kendisine söyle seslenilir:

    "Ey Zekeriyya! Allah sana söyle buyuruyor":

    "Niye belaya sabretmiyorsunda "ah" diyorsun. Eger bu sözleri ikinci sefer tekrar edersen adini Peygamberler defterinden silerim."

    Bu agir ihtar üzerine Hz.Zekeriyya (A.S) agzindan hic bir feryad ifadesi kacmasin diye dudaklarini isirir, iki parcaya bicilinceye kadar sabreder.

    Akli basinda olan kimse sikayetci olmaksizin, basina gelen belaya sabretmeli, dünya ve ahiret azabindan kurtulmalidir. zira belalarin (Imtahanlarin) en cetini ile Peygamberler ve veliler karsilasir.

    Cüneyt-i Bagdadi (Rahimu Aleyh) der ki:

    "Bela, ariflerin kandili, müridlerin uyaricisi, müminlerin silahi ve gafillerin helak olma sebebidir. Basina bela gelip de hosnutluk ve sabir göstermedikce hic kimse imanin tadina varamaz "

    Nitekim Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:

    "Bir gece hastalanilip da Allah (C.C)´tan gelen aciya gönül hosnudlugu ile katlanan kimse, anasindan dogdugu gibi günahlarindan arinir. O halde hasta oldugunuz zaman iyilesmeyi temenni etmeyiniz."

    Dahhak der ki: "her kirk gecede bir basina ya bir bela ya bir keder veya bir musibet gelmeyen kimsenin hesabina, Allah (C.C) katinda hic bir hayir yazilmaz"

    Muaz Ibni Cebal (R.A) der ki:

    "Allah bir kulun basina bir hastalik verince sol yanindaki melege "Cek ondan kalemi", sag yanindaki melege de "bu kulumun hesabina yapageldigi amellerin en iyilerini yaz" diye talimat verir.

    Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyuruyor:

    "Bir kul hastalaninca Allah ona iki melek göndererek:

    "Bakin bakalim, kulum ne diyor" diye talimat verir. Eger hasta "Elhamdülillah" derse bu sözü melekler tarafindan Allah´a ulastirilir - O, zaten bilirya! - O zaman Allah buyurur ki:

    "Bu kulumun eger canini alirsam onu kesinlikle cennet,e yerlestirecegim ve eger ona sifa verirsem etini daha semiz etlerle, kanini daha yarayisli bir kanla degistirecegim gibi günahlarinida muhakkak silecegim."

    HIKAYE

    Israilogullari arasinda bir fasik vardi, fasikliktan bir türlü vazgecmiyordu, günün birinde beldesinin halki ondan iyice bikti, koyuldugu o kötü yoldan onu vazgectirmekten ümitler kesilince ondan kurtulmak icin Allah´a yalvardilar.

    Allah (C.C) Hz.Musa,ya (A.S) vahyetti ki:

    "Israilogullari arasinda bir delikanli var, onu beldelerinden sür ki, onun kötülügü yüzünden üzerlerine ates yagmasin"

    Hz.Musa,da (A.S) o beldeye vararak delikanliyi sürdü. Delikanli beldesinden cikarak bir köye sigindi. Bunun üzerine Allah´dan o köyden de onu kovma emrini alan Hz.Musa (A.S), delikanliyi yeni yurdundanda cikardi.
    Ikinci sefer sürgüne cikan delikanli bu defa insansiz, bitkisiz, vahsi hayvansiz ve kus ucmaz bir magaraya sigindi. Bu ipissiz magarada yanliz kendisi ile basbasa kalan delikanli cok gecmeden hastalandi, yaninda bakacak kimsesi yoktu.
    Topragin üstüne yigildi, basinida yere koydu. Bu acikli durumda dudaklarindan söyle mirildandi:

    Annem basucumda olsaydi, halime aci ve zilletime aglardi. Babam yanimda olsa yardimima kosar, basimin caresine bakardi. Karim burada olsa ayriligimizin acisina aglardi....Cocuklar yanimda olsalar, cenazemin arkasindan gözyaslari döker ve "Allah´imiz! Garip, zavalli, günahkar, beldesinden yabanci bir köye sürülmüs orada da barindirilmiyacak issiz bir magarada da dünyadan ayrilarak ümitsiz bir ahiret yolculuguna cikmak üzere olan babamizi sen af eyle" diye dua ederlerdi.

    "Allah´im! Beni ana - babamdan, evladimdan, karimdan ayri düsürdün, fakat rahmetinden mahrum etme. Onlarin acisi ile kalbimi yaktin, fakazt günahima karsilik beni atesinde yakma."

    Delikanlinin bu acikli yalvarmalari üzerine Allah, delikanliya anasi ve karisi kiliginda birer huri, cocuklarinin kiligina girmis genc melekler ve babasi kiliginda da bir melek gönderdi. Gelen huri ve melekler yanbasina oturarak üzerine agladilar. Delikanli da "Iste ana - babam, karim ce cocuklarim, sonunda bana gelmisler" diyerek ölcüsüz bir sevince boguldu, gönlü feraha kavusarak günahtan arinmis ve affa ugramis bir halde Allah´in rahmetine kavustu.

    Bunun üzerine Allah (C.C) Hz.Musa (A.S),ya bildirdi ki: "Filan yerdeki falan kuytu magaraya git, orada velilerimden bir veli öldü, yanina var, ona karsi yapilacak görevleri bizzatyürüterek ölüsünü defnet"

    Allah´in bu talimatina uyan Hz.Musa (A.S) kuytu magaraya varinca Allah´in emri ile önce kendi beldesinden ve sonra sürgün olarak yasadigi köyden kovdugu delikanlinin ölüsü ile karsi karsiya oldugunu ve cenazesinin cevresini melekler ile hurilerin tuttugunu görür.

    O zaman Hz.Musa (A.S) Allah´a:

    "Allah´im Bu ölü, senin emrin uyarinca beldesinden ve sürgün yerinden kovdugum delikanli degilmi" diye sorar. Ulu Allah Hz.Musa (A.S),ya cevap verir:

    "Evet ya Musa, fakat sonra ben onu rahmetimin semsiyesi altina alarak affettim. Cünkü toprak üzerinde uzanmis, yatarken bana yakardi. Memleket, ana-baba, es ve cocuk hasretine katlandi. Ona son nefesinde gurbetteki acikli durumunun elemine katilsinlar diye son nefesinda anasi ve esi kiliginda birer huri, babasi ve cocuklari kiliginda melekler gönderdim. "Bilirsin ki bir garip öldügü zaman yer ve gök ehlinin hepsi onun icin yas tutarlar. Ben merhametlilerin en merhametlisi iken ona nasil acimazdim"

    Garip bir kimse komaya girdigi zaman Allah (C.C) meleklerine buyurur ki:

    "Ey meleklerim! Bu adam gariptir, yolcudur, coluk-cocugundan, esinden ana-babasindan ayri düstü. Ölünce arkasindan aglayacak, yasini tutacak bir kimse yoktur"

    Arkasindan Allah (C.C), meleklerin birini babasi kiliginda, bir baskasini cocugu kiligina, bir digeri yakin akrabasindan birisi kiligina koyar. bunlar son nefesinde yanina varirlar. Garip hasta gözlerini acar, ana-babasini, esini görür, yüregi rahatlar. ruhunu huzur ve sevinc icinde teslim eder. Daha sonra cenazesi yola cikarildigi zaman, melekler onu ugurlar ve mezari basinda Kiyamet gününe kadar dua ederler.

    Iste ulu Allah´in (C.C) "Allah´in kullarina karsi lütuf sahibidir" ayet-i celilesinin tecellilerinden birisi de budur.

    Ibni Ata (Rahimehullahu Aleyh) der ki:

    "Kulun gercek mümin olup olmadigi bela ve ferahlikla karsilastigi anlarda belli olur. Ferahlik günlerinde sükredip bela günlerinde sizlanan kimse, (kulluk ve müminlik iddiasinda) yalancidir.

    "Eger bir kimse bütün insanlarin ve cinlerin bilgisini nefsinde toplamis olsada üzerine dogru bela rüzgari estigi zaman basina gelenlerden ötürü aciktan aciga sikayet ederse, ilminin ve amelinin ona hicbir faydasi yoktur"

    Nitekim bir Hadis-i Kudsi´de söyle buyurulur:

    "Benim takdirime razi olmayanlar ve benim verdigime sükretmeyenler benden baska bir Rabb arasinlar"



    Vehb Ibni Munebbih (Rahimehullahu Aleyh)´in anlattigina göre Peygamberlerden biri elli iyl Allah´a (C.C) ibadet etmis. Allah (C.C) da ona: "seni affettim" diye bildirmis. Peygamber de bu bildiriye karsi: "Allah´im, (C.C)hic bir günah islemedim ki neyimi affediyorsun" demis.

    Bunun üzerine Allah (C.C) boyun damarlarindan birine hizla atmasini emretmis. Peygamber o gece uyuyamamis. Gün agardigi zaman sabah melegi yanina gelince boyun damarinin hizli atisindan ötürü cektigi rahatsizliktan ona yakinmis. O zaman melek ona söyle demis.

    "Allah´in (C.C)sana diyor ki elli senelik ibadetin sevabi boyun damarindan sikayet etmenin günahini bile karsilayamaz".

    tahavi.com

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/msg71172/#new
    Konu ashabulyemin tarafından (08.09.2009 Saat 04:03 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    safaha
    Gast

    Standart

    Alıntı ashabulyemin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    SABIR VE HASTALIK

    "Bela, ariflerin kandili, müridlerin uyaricisi, müminlerin silahi ve gafillerin helak olma sebebidir. Basina bela gelip de hosnutluk ve sabir göstermedikce hic kimse imanin tadina varamaz "

    Nitekim Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:

    "Bir gece hastalanilip da Allah (C.C)´tan gelen aciya gönül hosnudlugu ile katlanan kimse, anasindan dogdugu gibi günahlarindan arinir. O halde hasta oldugunuz zaman iyilesmeyi temenni etmeyiniz."

    Dahhak der ki: "her kirk gecede bir basina ya bir bela ya bir keder veya bir musibet gelmeyen kimsenin hesabina, Allah (C.C) katinda hic bir hayir yazilmaz"

    Muaz Ibni Cebal (R.A) der ki:

    "Allah bir kulun basina bir hastalik verince sol yanindaki melege "Cek ondan kalemi", sag yanindaki melege de "bu kulumun hesabina yapageldigi amellerin en iyilerini yaz" diye talimat verir.

    Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyuruyor:

    "Bir kul hastalaninca Allah ona iki melek göndererek:

    "Bakin bakalim, kulum ne diyor" diye talimat verir. Eger hasta "Elhamdülillah" derse bu sözü melekler tarafindan Allah´a ulastirilir - O, zaten bilirya! - O zaman Allah buyurur ki:

    "Bu kulumun eger canini alirsam onu kesinlikle cennet,e yerlestirecegim ve eger ona sifa verirsem etini daha semiz etlerle, kanini daha yarayisli bir kanla degistirecegim gibi günahlarinida muhakkak silecegim."

    Hastalık ve skıntılarımız çok..
    Dertlerimiz ona keza..
    Kimbilir hangi hanelerde ne dert ve sıkıntılar varda dışa yansımıyor..

    Kimimizin muzdarib olduğu hastalıklar,
    biri geçer diğeri başlar..yada o geçmeden biri daha eklenir..
    Hastalıklar adeta birbirlerinin kardeşleri gibi geçinir giderlerde,
    onları vücudunda taşıyan sahibleri ne derer acaba?

    inşaAllah bu güzel yazıdaki gibi sabredenlerdendir, ne mutlu ona!
    ve dertler..ah dertler ve sıkıntılar, ne kadar kaçsanda dikkat etsende
    yaşantı tarzına, sen bulan dertler ve sıkıntılar.
    kiminin eşi ile kimnin evladları ile kimin komşıları kimininde akrabaları ile..

    Namaz...Sabır...Dua...Tevekkül vesselam..
    zorda olsa Rabbisine itaaat..tebessümle..

    Allahu Teala nice Hanelerde nice dert ve sıkıntıların Namaz,
    Sabır ve Tevekkül ile üstesinden gelmeye gayret eden
    ve ona sabreden kullarndan eylesin..amin

    Konu safaha tarafından (07.09.2009 Saat 10:13 ) değiştirilmiştir. Sebep: imla hatalarının düzeltilmesi

  5. #5
    ashabulyemin
    Gast

    Standart RIYAZET VE NEFSANI ŞEHVET

    RIYAZET VE NEFSANI ŞEHVET


    Ulu Allah (C.C) Hz.Musa,ya (A.S) bildirdi ki:

    "Ya Musa! Eger benim sana sözümün, diline, icinden gecenlere ruhunun bedenine, görme gücünün gözüne ve isitme gücünün kulagina olan yakinligindan daha yakin olmami istiyorsan Muhammed´e (A.S.A) cok selat-ü selam getir"

    Nitekim ulu Allah (C.C) söyle buyurur:


    "Herkez yarin ne gönderdigine (Kiyamet günü icin ne amel isledigine) baksin" "

    Kur´an-i Kerim / Hasr Suresi 18

    Ey insan! Bilmelisin ki, kötülügü israrla emreden nefis, sana Iblis´den daha düsmandir. Seytan, ancak nefsin heva ve azgin istekleri yolu ile senin üzerinde baski kurabilir. Nefsin seni asiri amellere ve dayanaksiz kuruntularla aldatmasin.
    Cünkü gamsizlik, gafler, vurdumduymazlik, rehavet düskünlügü, tembellik ve miskinlik nefsin karakteristik özelliklerindendir. Her zaman egri hedefleri ileri sürer, onun her seyi kof ve dayaniksizdir.
    Ondan hosnut olup dedigine uyarsan mahvolursun, onu bir an kontrol ve hesabindan kacirirsan batarsin, ona karsi gelmeyi basaramayip arzularina boyun egersen seni cehenneme götürür. Hayra yöneltilemez belalarin basi, rezilliklerin kaynagi, seytanin hazinesi, her türlü kötülügün siginagidir. Onu ancak yaraticisi bilir.

    Allah (C.C) söyle buyurur:


    "Allah´dan korkunuz. Cünkü O, (iyi-kötü) yaptiginiz her seyden haberdardir"

    Kur´an-i Kerim / Hasr Suresi 18


    Kul, Ahiret hazirligi yolunda kullanip kullanmadigi nokta nazarindan ömrünün geride kalan kismini degerlendirse, bu düsünme ametiyesi kalb hesabina bir temizlenme firsati olur.

    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

    — "Bir saat düsünmek, bir yillik nafile ve cahilane olarak yapilan) ibadetten daha hayirlidir"
    (Ebu'l - Leys'in Tefsirinden böyle beyan edilmis­tir.)

    Akli basinda olanin geçmis günahlarina tevbe etmesi, Ahirette kendisini kurtarip saadete ulastiracak seyler üzerine düsünmesi, asiri emelleri gemlemesi, zaman geçirmeden tevbe etmesi. Allah'i zikretmesi, yasaklardan kaçinmasi, nefsine kürsi direnme; ve onun azgin arzularina boyun egmememesi gerekir.
    Nefis bir puttur, nefsine boyun egen puta tapmis olur. Allah'a ihlasla kul olanlar. sirf O'na kulluk etmeyi basaranlar, nefislerini yenen kimselerdir.

    Rivayet edilir ki. Malik Ibni Dinar (rahimullahu) bir gün Basra çarsisinda gezinirken gözü incire takisir, cani çeker. Yaninda parasi olmadigi için ayagindaki terligi çikararak bakkala verir, "karsiliginda bana incir ver* diye teklif eder. Terligi gözden geçiren bakkal "bu hiç bir sey etmez" der. Malik de geçer, gider.
    Bakkala "bu adami taniyormusun" diye sorarlar, bakkal "hayir" der, ona "bu adam Malik Ibni Dinar'dir" derler.
    Bunun üzerine bakkal bir tabaga incir doldurarak kölesinin basi üzerine yerlestirir ve "su ilerde yürüyen edam bu incir tabagini senin elinden almayi kabul ederse seni azad edecegim" der.
    Köle Malik'in pesinden kosar, yetisince ona bu incir dolu tabagi benim elimden almayi kabul buyur der, Malik reddeder. Bunun üzerine köle "Kabul etmen benim azad edilmemi saglayacakti" der. Malik köleye "senin azad edilmeni saglayacak ama benim de azaba carpilmamin sebebi olacak"
    Kölenin israr etmesi üzerine, Malik ona "incir karsiliginda dinimi satmamaya ve kiyamet gününe kadar incir yememege yemin ettim" diye karsilik verir.


    Yine anlatildigina göre Malik ibni Dinar (rahimullahu) ölümü ile nihayetlenen son hastaligi sirasinda cani, icine sicak cörek dogranmis bir bardak balli süt ister, hizmetciistediginiona bulup getirir.
    Malik sütü eline alir, bir müddet ona bakar ve "Ey nefs! Otuz sene sabrettin, simdi bir saat ömrün kaldi" diyerek bardagi yere atar. Böylece nefsinin istegine karsi direnerek karsi verir.

    iste Peygamberlerin, velilerin, dogrularin, halk asiklarinin ve dünyaya aldanmayanlarin halleri budur.



    Süleyman ibni Davud (A.S) "nefisne hakim olan kimse, tek basina bir sehir fetheden bir komutandan daha kahramandir" der.


    Hz.Ali (Kerremellahu vechehu) der ki:"Nefsimle ben, koyun sürüsü ile cobana benzeriz. Coban sürüyü hangi taraftan birlestirse diger taraftan dagilir. Nefsini öldüren kimse rahmet kefenine sarilarak seref ve mükafat topragina gömülür. Bunun tersine kalbini öldüren kimse lanet kefenine sarilarak azab tapragina gömülür."


    Yahya ibni Muaz Er Razi (rahimullahu) der ki, "Allah (C.C)´in emirlerine uyarak ve nefsinin azgin arzularina karsi koyarak nefsinle cihad eyle." Riyazet, az uyumak, az konusmak, canlilari incitmemek ve az yemektir.
    Cünkü az uyku, irada kararligi saglar, az konusmak, bir cok belalari önler, canlilari incitmemek insanin amacina ulasmasini kolaylastirir, az uyku nefsin azgin arzularini öldürür.
    Cok yemek kalbi katilastirir, nurunu giderir, hikmetin nuru aclikla bagdasir. Oburluk, ulu Allah (C.C)´dan uzaklastirir.



    Nitekim Peygamberimiz (S.A.V) söyle buyurur:

    "Kalblerinizi aclikla aydinlatiniz. Aclik ve susuzlukla nefsinizin azgin isteklerine karsi koyunuz.
    Yine aclikla cennetin kapisina israrla caliniz. Bütün mükafati, Allah (C.C) yolunda cihad denin mükafatina denktir. Allah (C.C) katinda aclik ve susuzluk cekmekten daha sevimli bir ibadet yoktur. Karnini tika-basa doldurarak ibadet lezzetini kaybeden kimse göklerdeki meleküt alemine giremez."


    Hz. Ebubekir (R.A.) söyle buyurur. "Allah (C.C)'a ibadet etmenin tadina varayim diye müslüman oldugumdan beri doyasiya yemedim. Allah'a kavusmak sevki ile kanasiya içmedim. Çünkü, çok yemek, az ibadete sebep olur, insan çok yiyince vücudu agirlasir, gözkapaklarina agirlik çöker, azalar gevser. Böyle bir kimsenin elinden, kendini ne kadar zorlarsa zorlasin, uykudan baska bir sey gelmez, cöplüge atilmis bir les gibi olur"
    Minhacil - Abidin´de böyle denilmistir.

    Lokman-i Hakim demisti: "Oglum! Uykuda ve yemekte ölçüyü kaçirma. Çünkü çok yiyip çok uyuyanlar; Kiyamet gününe, salih amel yönünden eli bos varirlar". Münyetil - Müthi'de böyle denilmistir.

    Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

    — "Çok yeyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmis bitkinin kurumasi gibi oburluk da kalbi öldürür."

    Salihlerden biri mideyi, kalbin altinda kaynayan ve buhar kalbi saran bir kazana benzetir, buharin çoklugu kalbi lekeler, hatta karartir.
    Oburluk, anlayis ve bilgi azligina yol acar mide siskinligi, zekâ keskinligini giderir.

    Anlatildigina göre bir gün Yahya Ibni Zekeriyya (A.S.) seytan ile karsilasir. Iblisin kucaginda bir tomar yular vardir. Hz. Yahya (A.S.) ona "bunlar nedir" diye sorar. Seytan "bunlar insanogullarini avlamama yarayan azgin nefsî arzulardin" diye cevap verir.
    Hz. Yahya (A.S.) "aralarinda bana alt bir sey var mi" diye sorar. Seytan "hayir yok, yalniz sen bir gece yemegi fazla kaçirmistin da seni namazdan alakoyduk" karsiligini verir.
    Bunun üzerine Hz. Yahya (A.S.) "öyleyse bundan sonra hiç bir zaman doyasiya yememeye kesinlikle karar veriyorum" der. Seytan da "o halde ben de bundan sonra hiç kimseye nasihat vememeye kesin karar veriyorum" karsiligini verir.

    Bu durum ömründe bir gece yemeginin ötçüsünü kaçiran içindir, buna karsilik ömründe bir gece bile acikdigini hissetmeyen ve buna ragmen kendini ibadet heveslisi sayan kimsenin haline ne dersiniz?!

    Yine anlatildigina göre Yahya Bin Hz. Zekeriyya (A.S.) bir keresinde karnini arpa ekmegi ile fazlaca doyurur, o gece her zamanki zikrini yapamadan uykuya dalar. Allah (C.C) O'nu vahiy yolu ile söyle azarlar, "ey Yahya! Benim evimden daha hayirli bir ev mi buldun, yoksa bana yakin olmakton sana daha faydali bir muhit mi buldun? izzet ve celâlim hakki için, eger Firdevs ile cehennemin her ikisini yakindan görüp mukayese etsen gözyasi yerine irin aglar ve dikisli elbise yerine demir giyerdin."


    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/new/#new

  6. #6
    RACİ
    Gast

    Standart

    Kıymetli bir paylaşım ALLAH razı olsun kardeşim..

  7. #7
    ashabulyemin
    Gast

    Standart NEFSİ YENMEK VE ŞEYTANA KARŞI KOYMAK

    NEFSİ YENMEK VE ŞEYTANA KARŞI KOYMAK


    Akli basinda olan kimsenin, nefsin azgin arzularini açlikla sindirmesi gerekir. Çünkü Allah'in (C.C.) düsmanmi (nefsin azgin arzularini) ancak açlik gemleyebilir. Nefsin azgin arzulan, yemek ve içmek seytanin vasitalaridir.
    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurur:

    "Seytan, insan vücudunda kan damarlari yolu ile dolasir, Binan-aleyh siz onun dolasim yolunu açtikla daraltiniz. Kiyamet günü, insanlarin Allah (C.C)'a en yakin olani, en uzun müddet aç ve susuz kalanidir."

    Insanoglu hesabina en büyük tehlike kaynagi, midenin doyumsuz arzularidir. Hz. Adem (A.S.) ile Havva'nin huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çikarilarak horluk ve yokluk diyarina (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur.
    Bilindigi gibi bir agaç meyvesinden yemek, kendilerine Allah (C.C) tarafindan yasaklandigi halde azgin arzularina yenilerek sözkonusu agacin meyvesinden yediler de çirilçiplak kaliverdiler.

    Tahkike göre mide asiri arzularin kaynagidir. Hikmet ehlinden biri der ki, "nefsinin kontrolü altina giren kimse, onun azgin arzularindan hoslanmaya mahkûm olmus, onun yanilmalar zindar.fnda tutuklanmis ve kalbini faydali seylerden mahrum etmis olur. Vücud azalari topragini azgin arzularla sulayanlar, kalblerinde pismanlik agaci dikmis olurlar."

    Ulu Allah (C.C.) canlilari üc türlü yaratmistir: Melekleri akilli ve fakat azgin isteksiz yaratmistir. Hayvanlari azgin isteklerle donatmis fakat onlarin yapisina akil katmamistir. Insanoglunu ise akil ve arzulari birarada yapisina katarak yaratmistir. Buna göre aklini azgin arzularinin kontrolüne veren kimse hayvanlardan asagidir, bunun tersine azgin arzularini aklinin kontrolü altinda tutan kimse de meleklerden üstündür.

    HIKAYE

    Ibrahim Havvas (rahimullahu) anlatiyor: Bir gün Likam daginda idim. Bîr nar agaci gördüm, canim çekti, ondan bir nar kopararak yardim, eksiymis, elimden attim ve yoluma devam ettim. Az ileride birini gördüm, yere serilmis ve üzerine arilar üsüsmüstü.
    Adama selâm verince "aleykümselam, ya Ibrahim" diye cevap verdi. "Beni nereden taniyorsun" diye sordum. "Allah (C.C)'i taniyanlara hiç bir sey sakli degildir karsiligini verdi. Ona "anlasilan Allah (C.C) ile münasebetin var, su arilardan seni kurtarmasini O'ndan istesene" diye takildim.
    Bana su cevabi verdi, "ben de senin Allah (C.C) ile münâsebetin oldugunu saniyordum. Asil kendin, nar düskünlügünden seni kurtarmasini istesene! Nar düskünlügünün acisini insan ahirette çeker, oysa ari sokmasinin acisi dünyadadir. Öte yandan ari sokmesi vücudu incittigi halde azgin arzular, ignelerini kalbe batirirlar." Bana agir, fakat faydali bir ders veren adami kendi hatinde birakarak yoluma devem ettim.

    Nefsin asin arzulari padisahlari köle yaptigi gibi sabir da köleleri padisahliga yükseltir. Hz. Yusuf (A.S.) sabri sayesinde Misir meliki oldu. Buna karsilik Züleyha, nefsinin azgin arzusu yüzünden. Hz. Yusuf'a (A.S.) karsi duydugu aski gemleyemedigi için zavalli, düskün, yoksul, yasli ve gözlerinden mahrum bir duruma düstü.

    Ebul Hasan Errazi'nin (rahimullahu) anlattigina göre, ölümünden iki yil sonra babasini rüyasinda görür, üzerinde katrandan bir elbise vardir. Ona sorar, "babacigim, niye seni cehennemliklerin kiligi içinde görüyorum."
    Babasi "yavrum, nefsim beni cehenneme sürükledi! Sakin nefsine aldanma" der.

    Sairin biri bu konuda söyle der:
    Basima dört belâ sarildi.
    Sapikligim ve iradesizligim yüzünden düstüm pençelerine:
    Seytan, dünya, nefsim ve sonu olmayan arzular.
    Hepsi de düsmanim, acaba kurtulus nasil?
    Ihtiras ve kuruntularin karanliginda
    Nefsimin beni sonu olmayan arzulara çagirdigini görüyorum.

    Hatem'ül Asam (rahimullahu) der ki. "nefsim ayakbagim. ümim silâhim günahim hayal kirikligim ve seytan da düsmanimdir. Nefsimin arzusun, hiç bir zaman, uymam."

    Ehli marifetten bir zatin söyle, dedigi nakledilir: Cihad üç türlüdür. Birincisi kâfirlerle savasmaktir ki, bu zahiri cihad'dir.

    Ulu Allah'in


    "Allah yolunda cihad edenler..."
    (Maide Sûresi. 54)
    Ayet-i celilesinde , cihadin bu çesidine isaret edilmistir.

    Ikinci çesit cihad, ilimle ve inandirici deliller ile batilin taraftarlarina karsi verilen cihaddir.


    "En iyi usulle onlara karsi koy" (Nahl Sûresi. 125)
    Ayet-i kerimesi, bu çesit cihada isaret eder.

    Üçüncü çesit cihad, kötülügü emreden nefse karsi verilen cihaddir. Bunun hakkinda Allah söyle buyurur:


    "Bizim ugrumuzda cihad edenlere yollarimizi gösteririz"

    (Ankebut Sûresi. 69)


    Peygamberimiz (S.A.S.) de bu konuda söyle buyurur:

    — "En faziletli cihad. nefse karsi verilen cihaddir."

    Nitekim sahabîler (Allah (C.C) onlardan razi olsun) kâfirlere karsi verilen bir savastan dönünce "küçük cihaddan büyük cihada döndük" derlerdi.
    Nefse, seytana ve azgin isteklere karsi verilen cihada "büyük cihad" ismini vermelerinin sebebi sudur: Nefse ve azgin arzulara karsi verilen cihad araliksizdir, oysa kâfire karsi arasira savas verilir, öte yandan cephe savasçisi düsmanini görür, fakat seytan görünmez, görünür düsmana karsi cihad vermek, görünmez düsmanla cihad etmekten daha kolaydir.

    Bir de seytana karsi savasirken onun. senin nefsinde bir destekçisi vardir, bu destekçi nefsin azgin arzularidir, oysa ki kâfirlerle yapilan savasta onlarin senin nefsinde öyle bir yardimcilari yoktur, bu yüzden seytana karsi verilen cihad daha çetindir.
    Yine savasta kâfir öldürürsen zafer ve ganimet elde edersin, kâfir seni öldürürse sehitlik rütbesi ile cennet kazanirsin. Halbuki seytani öldüremezsin, ama eger o seni öldürecek olursa Allah'in cezasina çarpilirsin.
    Nitekim derler ki: "Savasta atini elinden kaçiran kimse düsmanin eiine düser, buna karsilik imanini yitiren kimse Allah'in gazabina ugrar, böyle bir seyden Allah (C.C)'a siginiriz!..."

    Diger yandan, kâfirlerin eline esir düsen kimsenin elleri boynuna baglanmaz, ayaklarina pranga vurulmaz, aç ve çiplak birakilmaz. Oysa Allah (C.C)'in öfkesine muhatap olan kimsenin yüzü kara olur. Elleri boynuna kelepçelenir, ayaklan atesten prangalara vurulur, yedigi ates, giydigi ates ve içtigi ates olur.

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/new/#new

  8. #8
    ashabulyemin
    Gast

    Standart GAFLET

    GAFLET


    Gaflet pismanliga yol açar. Gaflet nimetin elden gitmesine sebep olur. Gaflet faydaliligi engeller. Gaflet kiskançligi azdirir. Gaflet kinanmaya ve nedamete sebep olur.
    Hikâye edilir ki, salihlerden biri rüyasinda hocasini görür ve ona "en çok neden pismansiniz" diye sorar.
    Hocasi da ona "en büyük pismanligim gafletimdendi"» diye cevap verir.

    Yine anlatilir ki, salihlerden biri Zunnun-i Misrî'yi (rahimullahu) rüyasinda görür ve ona "Allah (C.C)sana ne yapti" diye sorar.
    Zunnun-i Misrî de "beni karsisina dikerek seni gidi palavraci, seni gidi yalanci! Beni sevdigini ileri sürdün, sonra da benden gaflete düstün diye beni azarladi" cevabini verdi.


    Sair bu konuda söyle der:
    Kendin gaflettesin, kalbin yanilmada
    Ömür geçti, günahlar oldugu gibi

    Anlatildigina göre salihlerden biri bebesini rüyasinda görür, ona "babacigim! nasilsin, durumun nasil" diye sorar. Babasi da "yavrum! dünyada gafil yasadik ve gafil olarak öldük" diye cevap verir.



    Zehril Riyazda rivayet edildigine göre Hz. Yakub (A.S.) ölüm melegi (azrail) ile dosttu. Bir gün Azrail. Hz.Yakub (A.S.)´u ziyarete gider. Hz.Yakub (A.S.) O'na "Ya Azrail, görüsmeye mi geldin, yoksa canimi almaya mi" diye sorar.

    Azrail, "gelisim ziyaret içindir" cevabini verir.
    Hz.Yakub (A.S.) "senden bir ricam var" der. Azrail "nedir" der. Hz.Yakub (A.S.) "ölümümün yaklastigini, canimi almaya hazirlandigini bana önceden bildirmeni istiyorum" der.
    Azrail, "hay hay, sana iki veya üç haberci gönderirim" karsiligini verir.
    Hz.Yakub (A.S.)'un ömrü dolunca bir gün yine ölüm meleri karsisina dikilir. Hz.Yakub (A.S.) yine sorar, "ziyaretçi misin, yoksa canimi almaya mi geldin"?
    Azrail, "canini almaya geldim" cevabini verir.
    Hz.Yakub (A.S.) "sen bana daha önce iki veya üc haberci gönderecegini söylemedinmi?" diye sorar.
    Azrail su cevabi verir, "söyledigimi yaparak sana üc haberci gönderdim: Önce siyah iken sonra agaran sacin, güçlü iken halsizlesen vücudun ve dimdik iken kamburlasan vücudun, ey Yakub. iste bunlar benim ademogullarina gönderdigim ön haberciierdir."

    Sair bu durumu söyle tasvir eder:
    Geçti yillar, günler, günahlar üremekte
    Geldi ölüm hcbercisi. fakct kalb gafil
    Dünyadan nasibin aldanmak ve pismanlik
    Dünyada kalman ise imkânsiz ve bos kuruntu.



    Ebu Ali ed-Dekkak (rehimehullahu) anlatiyor: "Hasta olan salin bir dostumu ziyaret etmeye vardim, büyük bir seyh idi, etrafini talebeleri çevirmisti, agliyordu, iyice yaslanmisti. Ey seyh! Neye agliyorsun, yoksa dünyaya mi" diye sordum.
    "Asla! Kacirdigim namazlara agliyorum" diye cevap verdi.
    "Nasil olur, sen namazini kacirmazdin" dedim.
    Bana su cevabi verdi. "Su günüme kadar geidim, ne gafletsiz secdeye vardigim oldu. ne de gafietsiz secceden basimi kaldirdigim var, iste simdi de gaflet içinde ölüyorum."
    Arkasindan derin bir nefes çekerek su siiri söyledi:
    Mezarimdan dogrulacagim günü ve mahsere varacagimi düsündüm
    Dört köselik cukurumdaki ikamet süremi
    Yapayalniz ve tek basima, nice izzet ve mevkiden sonra
    Günahimin ve topragimin tutuklusu olarak, onunla basbasa hesaplasman üzerinde eni boyu düsündüm.
    Ve amel defterim verildigi zamanki halimin perisanligini,
    Fakat ümidim sendedir. Rabb'im, yaraticim! Umarim ki, ey Allah'im sen bagislarsin günahkâri!


    Uyun-ut Ahbar adli eserde Sakik el-Belhî'nin (rehimehullahu) su sözleri nakledilir:
    "Insanlar su üc sözü söylerler, ama davranislari sözlerine ters düser. Birincisi "biz Allah (C.C)´in kuluyuz" derler, fakat basiboslar gibi davranirlar, bu durum sözlerine ters düser. "Allah (C.C) bizim rizkimiza kefildir" derîer, fakat kalbleri yalniz dünya ile dünya varligi biriktirmekle tatmin olur. Bu davranis da sözlerine ters düser. "Ölümden kurtulusumuz yoktur" derler, fakat hic ölmeyecekmis gibi hareket ederler, bu durum da hic süphesiz sözlerine ters düser.
    Ey kardesim, sen kendine bak! Hangi vücudLa Allah (C.C)'in huzuruna dikileceksin, hangi dille O'na cevap vereceksin, her seyi inceden inceye sana sordugunda ne cevap vereceksin. Sorulara cevap ve cevaplara dogruluk hazirla. Allah (C.C)'dan kork, çünkü "O, iyi-kötü bütün davranislarindan haberdardir."

    Sakik-ul Belhî sözlerine devam ederek müminlere. Allah (C.C)'in emrinden ayrilmamalarini ve gizli - açik her durumda O'nu tek ilâh olarak bilmelerini ögütledi.


    Hadisi Serifde varid olduguna göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmustur.

    "Ars'in direginde yazar ki, "bana itaat edenin ben de mükâfatini veririm, beni seveni ben de severim, bana yalvaranin istegini karsilarim, benden af dileyenin günahlarini bagislarim."



    Akli basinda olan kimsenin Allah (C.C)'a korku içinde ve ibadetini sirf O'na yönelterek O'nun takdirinden hosnut olarak O'ndan gelen belâya sabirla katlanarak verdigi nimetlere sükreder ve verdigi ile yetinerek itaat etmesi gerekir.

    Nitekim ulu Allah (C.C) buyurur ki: "benim takdir ettigimden hosnut olmayanlar, gönderdigim belâya sabirla katlanamayanlar, nimetlerime sükretmeyenler ve verdigimi yeterli bulmayanlar, benden baska Allah arasinar."

    Biri Hasan el-Basrî'ye (rehimehullahu) "ibadetten zevk çimiyorum" der. Hasan el-Basrî de ona "her halde sen Allah (C.C)'dan korkmayan birinin yüzüne bakmissin! Kulluk, her seyden hakkiyla siyrilarak Allah (C.C)'a yönelmektir" cevabini verir.

    Baska birisi de ayni konuyu Ebu Yezid el-Bestami'ye (rehimehullahu) açar, "ibadetten zevk almiyorum" der.
    Ebu Yezid el-Bestamî de ona söyle cevap verir. "Çünkü sen ibadete tapiyorsun. Allah (C.C)'a ibadet etmiyorsun! Allah (C.C)'a ibadet et ki, ibadetten lezzet alasin."

    Anlatildigina göre adamin biri namaza durur, «fatiha» süresini okurken sira «iyyake na'budü (sade sana kulluk ederiz)» ayetine geldigi zaman gerçekten sirf Allah (C.C)'a kulluk ettigini içinden geçirir. O sirada gizli bir ses ona «yalan söylüyorsun, sen insanlara kulluk ediyorsun» diye seslenir. Hemen tevbe eder, insanlarla münasebetlerini keser ve yine namaza durur.
    Yine sira «iyyeke na'budü» ayetine gelince ayni sesi bir kere deha duyar. «Yalan söylüyorsun, sen servetine tapiyorsun», bu sefer üzerine bütün varligini fakirlere dagitir, yine namaza durur, sira yine «iyyake na'budü» ayetine geldigi zamen gizli ses bir daha kulagina gelir» «yalan söylüyorsun, sen elbiselerinin kölesisin.»
    Derhal vücudunu örtmek için gerekli olanlarin disinda kalan bütün elbiselerini fakirlere verir ve namaza durur. Sira bir daha «iyyake na'budü» ayetine gelince bu sefer gizli ses kulagina söyie seslenir, «simdi dogru söylüyorsun, gerçekten su anda sen sirf Allah (C.C)'a kulluk ediyorsun.»


    Revnakul - Meranîs de der ki: «Adamin biri heybesini kaybetmis. kime verdigini bir türlü hatirlayamiyormus, bu düsünce içinde namaza durmus, namazda iken heybeyi kime verdigini hatirlamis. Selâm verince kölesini çagirmis, «falan oglu filâna git, heybemizi geri al» demis.
    Köle «onda oldugu ne zaman hatirina geidi» diye sormus, adam «namazda iken» diye cevap vermis.
    Bunun üzerine köle ona söyle demis, «efendim, demek ki sen Allah'in rizasi pesinde degil, heybenin pesinde imissin» Adam da saglam itikadina hürmet ederek köleyi derhal azad etmis. Bundan dolayi akli basinda olan kimsenin dünyadan gönül siyirarak sirf Allah'a kulluk etmesi, ilerisini düsünerek ahiret saadetini aramasi gerekir.

    Nitekim ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:


    "Kim ki, Ahiret ürününü (sevabini) dilerse onun ürününü artiririz. Buna karsilik dünya ürününe (elbise, yiyecek, içecek gibi dünya lezzetle­rine) talip ise ondan payini veririz, fakat onun ahirette hiç bir payi olmaz {ahiret sevgisi kalbinden çikarilir)"

    (Kur-an´i Kerim / Sûra Sûresi. 20)

    Böyle oldugu içindir ki, Hz. Ebubekir (R.A.) Peygamberimiz (S.A.V)ugruna kirk bin dinar açiktan ve kirk bin dinar gizlice harcamis ve sonunda kendisine hiç bir sey birakmamistir. Peygamberimizin (S.A.S.) kendisi olsun, yakinlari olsun dünyadan, onun azgin istek ve arzularindan yüz çevirmislerdi.

    Nitekim Hz. Fatma (R. Anha)´in Hz. Ali (kerremeliahu vechehu) ile evlendigi zaman çeyizi debbaglanmis koç derisi bir post ile içine agaç kabugu doldurulmus deri bir yastiktan ibaretti.


    tahavi.com

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/new/#new

  9. #9
    ashabulyemin
    Gast

    Standart Sevgi

    SEVGi



    Anlatildigina göre adamin biri çöl ortasinda yürürken gözünün önüne çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yuz «ben senin çirkin amellerinim» diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanin yolu nedir» diye sorar. Adam «Peygamber (S.A.V)'e selât-ü se'âm getirmektir.»

    Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

    "Bana getirilen selât-ü selâm, sirat köprüsü üzerinde isiktir, cuma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmis seksen yillik günahi affedilir» der.

    Yine anlatildigina göre ademin biri Peygamberimize Hz. Muhammed (S.A.S.)'e seîâm getirmezdi, bir geçe rüyasinda Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz (S.A.S.) yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah (C.C)'in Resul'ü! Yoksa bana kizgin misin» diye sorar. Peygamber'imiz «hayir» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme bakmiyorsun?» diye sorar. Peygamber'imiz (S.A.S.) «çünkü seni tanimiyorum» diye karsilik verir.
    Adam «beni nasil tanimazsin, ben senin ümmetinden biriyim, cümlerin anlattigina göre sen ümmetini ananin çocugunu tanidigindan daha iyi tanirsin» der. Peygamber'imizin (S.A.S.) cevabi söyle olur: "Alimîer dogru söylemisler, yalniz sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatirlamadin ki! Benim ümmetimi tanimam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür"
    Bu arada adam uyanir, ve her gün Peygamber'imize (S.A.S.) yüz kere selât-ü selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra Peygcmber'imizi (S.A.S.) yine rüyasinda görür. Peygamber'imiz (S.A.S.) ona «simdi seni taniyorum ve sana sefaat edecegim» diye müjde verir. Çünki adam Rasulullahi sever olmustur.

    Ulu Allah (C.C.) buyurur ki:


    "Ey Rasul'üm! de ki, eger Allah'i seviyorsaniz, bana uyunuz da Allah´da sizi sevsin ve günahlarinizi affetsin. Hiç süphesiz Allah, bagislayici ve esirgeyicidir"

    Al-i imran Süresi. 31
    Ayet-i kerimenin nüzul sebebi söyle nakledilir: Peygamber'imiz (S.A.V) K'ab Ibni Esref ile adamlarini Islâmi kabul etmeye davet ettigi zaman onlar da Peygamberimize (S.A.V) «biz Allah'in ogullari yerindeyiz, o yüzden biz Allah'i daha çok severiz» diye cevap verdiler.
    Adamlarin bu cevabina karsilik ulu Allah (C.C.) Peygcmber (S.A.V)'in onlara su mahiyette bir cevap vermesini murat etmis olmalidir: Eger siz Allah (C.C.)'i seviyorsaniz, teblig ettigim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O'nun bildirisini size ulastiran ve sizinle ilgili hükümlerini açiklayan bir Allah (C.C.) Resulüyüm. Eger benim O'nun adina yaptigim davete uyarsaniz, o sizi sever ve günahlarinizi bagislar. Hiç süphesiz O. bagislayici ve esirgeyicidir. Mü'minlerin Allah (C.C.)'i sevmesi, O'nun emrine uymakla. ibadetine kosmakla ve hosnutlugunu aramakla olur.

    Allah'in (C.C.) mü'minieri sevmesi, onlara merhametle muamele etmesi, onlari mükâfatlandirmasi, günahiarini bagislamasi, onlara rahmet, günahtan korunma ve basari ihsan eylemesi demektir.



    Imam-i Gazali (rehimehullahu) «ihya-ul Ulûm id-Din» adli eserinde der ki, «dört seyi yapmaksisim dört seyi iddia eden kimse yalancidir:

    1 — Cenneti sevdigini söyledigi helde ibadet etmeyen kimse yalancidir.

    2 — Peygamber'imizi (S.A.S.) sevdigini ileri sürdügü halde alimler iie fakirleri sevmeyen yalancidir.

    3 — Cehennemden korktugunu iddia ettigi halde günah islemekten vazgeçmeyen kimse yalancidir. Nitekim Rabia-i Adviyye'nin (rahimehullahu) su iki beyti bu noktayi güzel izah eder.

    Allah (C.C.) isyan ediyorsun, oysa O'nu sever görünüyorsun Hayatim hakki için bu durum, mantik prensiplerini alt-üst eder.

    Eger sevgin dogru olsaydi. O'nun emirlerine uyardin. Çünkü asik, sevgilisinin sözünden çikmaz. Sevginin alâmeti, sevgilinin arzusuna, uymak ve onunla ters düsmekten sakinmaktir.



    Anlatildigina göre bir gün bir gurup Sibli'yi (rahimehullahu) ziyarete gider. Büyük Veli «siz kimsiniz» diye sorar. Gelenler «biz seni sevenleriz» diye cevap verirler. Bu sirada Siblî yüzünü onlara döner, sonra onlari taslamaya baslar, adamlar Veliden kaçarlar. Veli onlari «benden niye kaçiyorsunuz, eger gerçekten beni sevseydiniz, belâmdan kaçinmazdiniz» diye azarlar. Arkasindan sözlerine söyle devam eder:

    Muhabbet ehli, sevgi kadehinden içtiler, beldeler ve yeryüzü onlara dar geldi, Allah (C.C)'i hakki ile bildiler. O'nun ululuk ve kudreti karsisinda saskin kaldilar. O'nun sevgi kadehinden içtiler. O'nun ünsiyet denizinde boguldular, yalniz O'na seslenmekten zevk alir oldular.

    Arkasindan su beyti söyledi:
    Ey mevlâm! Sevgini hatirlamak sarhos etti beni.
    Sen sarhos olmayan hiç bir asik gördün mü?.


    Söylendigine göre deve sarhos oldugu zaman kirk gün yem yemez ve her zaman tasidiginin bir kaç kati kadar yük sirtina vurulsa yükleneni tasimasizlik etmez. Çünkü kalbinde sevgilisinin hatirasi kipirdayinca artik ne yem yer ve ne de agir yük tasimaktan kaçinir, sebep sevgilisine karsi duydugu sevktir.

    Deve deve iken sevgilisi ugruna nefsinin istegini gemleyerek agir yük tasimaya katlandigi halde siz Allah (C.C) için hiç bir yiyecek veya içecekten vazgeçtiginiz oldu mu? Allah (C.C.) için üzerinize herhangi agir bir yük aldiniz mi? Bu sayilan iyi amellerden hiç birini yapmamissaniz, sizin Allah (C.C) sevgisi iddianiz ne dünyada ne de Ahirette, ne insanlar gözünde ne Allah (C.C) katinda hiç bir seye yaramayan bos bir sözden ibarettir.


    Hz. Ali (kerremellahu vechehu) söyle der:

    "Cenneti seven kimse iyiliklere kosar. Cehennemden korkan kimse, nefsini asiri arzulardan alikor. Ölümün kaçinilmazligina inanan kimsenin gözünde dünyalik hazlar önemsizlesir.


    Ibrahim el-Havvas'a (rehimehullahu) «muhabbet nedir» diye sorarlar.
    Su cevabi verir:: «istekleri yok etmek, bütün hacet ve sifatlari yakmak ve kulun kendisini isaretler denizinde bogulmasidir.»

    Kalplerin Keşfi

    tahavi.com

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/msg71236/#msg71236

  10. #10
    ashabulyemin
    Gast

    Standart Tevbe

    TEVBE


    Tevbe her müslûman erkek ve kadina farzdir.

    Nitekim ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:

    "Ey iman edenler! Dönülmez bir tevbe ile Allah'a yöneliniz"
    (Tahrim - 8)

    Emir vücup içindir.

    Yine ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:


    "Allah'i unuttuklari için Allah'in kendilerini kendilerine unutturdugu kimseler gibi olmayiniz. Onlar fasiklarin ta kendileridir".

    Hasr Sûresi. 19

    Ayet-i kerimedeki «Allah'i unuttular» ifadesi. Allah (C.C)'a daha önce söz vermis olduklari halde O'nun kitabina, uymaktan cayanlar demektir.
    «Allah de onlara kendi kendilerini unutturdu» cümlesi de kötülüklerinden vazgeçip kendileri hesabina iyi davranislara girismek üzere kendi kendilerini degerlendirmelerini hatirlarina getirmedi demektir.

    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
    "Allah'a kavusmayi dileyen kimseye kavusmaktan Allah (C.C)hosnut olur. Buna karsilik Allah (C.C)'a kavusmaktan hoslanmayan kimseye kavusmayi Allah (C.C)´da istemez."

    Ayetteki «onlar fasikiarin ta kendileridir» ifadesi de günah islemeyi tabiî bir yol haline getirenler, verdikleri sözden cayanlar, hidayet, rahmet ve magfiret yolundan sapanlar demektir.
    «Fasik» iki türlüdür: Biri «kâfir fasik». digeri «facir fasik», «kâfir fasik» Allah (C.C)'a ve O'nun Resul'üne inanmayan, hidayet yolundan çikarak sapiklik çikmazina koyulan kimsedir.

    Nitekim ulu Allah (C.C.) böylesi fasiklar hakkinda söyle buyuruyor:


    "O, Rabb'inin emrinden çikmistir" (Kehf suresi 50) Yani iman ederek Allah (C.C)'in emrine uyma yolundan ayrilmistir.
    «Facir fasik»´a gelince içki içen, haram yiyen, zina eden. çesitli günahlar isleyerek ibadet yolundan sapip isyan yoluna giren ve fakat Allah'a ortak kosmamis olan kimselerdir.
    Aralarinda fark da sudur: Ölmeden önce tevbe edip kelime-i sahadet getirmedikçe kafir fasigin affedilmesi umulmaz. Buna karsilik facir fasik. ölmeden önce sadece tevbe ederek islediklerinden pismanlik duydugu takdirde affa ugramasi beklenebilir.
    Bilinmelidir ki, sebebi nefsin azgin arzulari olan her günahin affedilmesi beklenebilir. Buna karsilik sebebi kibir olan günahin affi beklenemez. Nitekim seytanin bos kaldirmasina sebep kibri oldugu için affedilmemistir.
    Buna göre ölmeden önce günahlarindan vazgeçip Allah (C.C)'a tevbe etmen gerekir ki, Allah (C.C)'in dilegini kabul buyurmasini beklemeye hakli olasin.

    Nitekim ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:


    "Kullarindan gelen tevbeleri kabul ederek kötülükleri affeden O`dur" (42-Sura Suresi 25)

    Demek ki ulu Allah (C.C), tevbeyi kabul ederek yapilmis olan kötülükleri bagisliyor.
    Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:

    "Günahlarindan tevbe eden kimse, hiç günah islememis kimse gibidir."

    Anlatildigina göre adamin biri her günah islediginde isledigi günahi bir deftere yazardi. Günün birinde yeni bir günah daha isler, yazmak için defterini acar. Fakat günah listesinin kayitli oldugu sayfalarda


    "o kimseler ki Allah onlarin kötülüklerini iyiliklerle degistirir" (Furkan Süresi. 70) mealindeki ayet-i kerimeden baska hic bir satir bulamaz. Ayetten murat Allah (C.C) sirkin yerine iman, zinanin yerine affi. günahin yerine ismet ve taati degistirir demektir.

    Yine anlatildigina göre Hz. Ömer (R.A.) bir gün Medine mahallelerinden birini dolasirken bir delikanli ile karsilasir. Delikanli, elbisesinin altinda içki sisesi tasimaktadir. Hz. Ömer «delikanli, elbisenin altinda ne var» diye sorar. Delikanli az kalsin «Içki» diye cevap verecekti ki o anda içinden söyle dua etti. «Allah'im! Beni Ömer'in karsisinda rezil etme, rüsvay etme, ayibimi gözünden sakla, bundan sonra bir daha içki içmeyecegim.»
    Arkasindan «Ey Emiru'l - Mü'minin, elbisemim altinda tasidigim sirke sisesidir» diye cevap verir. Hz. Ömer (R.A.) «göreyim» der. Delikanli elbisesini kaidirir. Hz. Ömer (R.A.) bakar, gerçekten sise sirke olmustur! Demek ki içki sirkeye dönüsmüstür.
    Kul korkusu ile tevbe ettigi için samimiyetinden dolayi Allah (C.C)'in içkisini sirkeye degistirdigini görüyorsun. Bu böyle olunca kötülüge batmis bir günahkâr, dönülmez bir tevbe ederek isledigi kötülüklerden vazgeçecek olsa ulu Allah (C.C) onun günah içkisini ibadet sirkesine dönüstürecektir.



    Ebu Hureyre (R.A.) anlatiyor:
    Bir gece yatsi namazini Allah (C.C)´in Rasulü (S.A.V) ile birtikte kildiktan sonra yola ciktim, yürürken önüme bir kadin çikti, «ey Ebu Hureyre, ben bir günah isledim, acaba tevbem kabul olur mu» diye sordu.
    «Isledigin günâh nedir» diye sordum. Kadin «zina yaptim ve zinadan peydahladigim çocugu da öldürdüm» cevabini verdi. Kadina «mahvoldun ve cana kiydin, yemin ederim ki, senin yapacagin tevbe kabul edilmez» karsiligini verdim, ben böyle der-demez kadin bayilarak yere düstü.
    Yoluma devam ettim, yürürken içimden «Allah (C.C) Rasul'ü (S.A.V) henüz aramizda iken ben fetva veriyorum, bu dogru degil» dedim. Bu düsünce ile geriye döndüm. Peygamberimize (S.A.V) vardim, karsilastigim olayi O'na anlattim.
    Bana dedi ki. "mahvoldun ve kadini da mahvettin. Su ayetler nerede, senin tutumun nerede!"

    Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:


    "Onlar kî, Allah'in yaninaa baska bir ilâh katip tapmazlar, kesin bir adalet hükmü olmaksizin Allah'in haram kildigi cana kiymazlar, zina etmezler (iste onlar Allah'in gerçek kullaridirlar) Kim bu haramlari islerse cezaya carpilir.



    Kiyamet günü o kimsenin azabi kat kat olur ve perisanlik içinde azab ile ebediyyen basbasa birakilir. Yalniz tevbe ederek salih ameller isleyenler müstesna. Allah onlarin kötülüklerini iyiliklerle degistirir. Allah çok bagislayici ve çok merhametlidir."

    (Fürkân 63 - 70).

    Bunun üzerine Peygamber'imizin (S.A.V) yanindan hemen çiktim, «az önce benden bir konuda fetva isteyen kadinin yanina beni götürecek kimse var mi» diye seslendim. Çocuklar «Ebu Hureyre delirmis» diye bagirmaya basladilar.
    Sonunda kadinin yanma vararck Peygamber'imizin (S.A.V) verdigi fetvayi ona bildirdim, kadin sevinçten cosarak nara atti ve «bir bahçem var, onu Allah (C.C) ve O'nun Rasul'ü (S.A.V) ugruna sadaka olarak verecegim» dedi.

    HIKAYE

    Utbet-ül Gulâm samataligi ve sarhoslugu ile meshur, günah ve kötülükte ileri gitmis biri idi. Bir gün Hasan al-Basrî'nin (rehimehullahu) toplantisina katildi. Seyh su ayet-i kerimenin tefsirini okuyup açikliyordu.

    Ayet-i kerimede ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:


    "Allah`a iman edenlerin, O'nun zikrinden dolayi kalplerinin ürperecegi zaman gelmedi mi."
    (Hâdîd: 16)
    «Yani kalplerinin korkacagi vakit gelmedi mi.» dedi.
    Hasan el-Basrî âyetin tefsirini naklederken gayet etkili bir vaz yapti, öyle ki, herkesi aglatti. Bu sirada kalabaligin arasindan bir delikanli ayaga kalkti, «ey mü­minlerin muttakisi! Allah (C.C.) benim gibi günahkârlik ve ve kötülüge batmis birinin tevbesini kabul eder mi?» diye sordu. Seyh «tabiî, tevbe edecek olsan Allah senin günchkârlik ve kötülüge dalmisitgini affeder» diye cevap verdi.
    Adi utbet-ül Gulâm olan delikanlinin bu cevap üzerine benzi sarardi bögürleri titredi ve öylesine gür bir nara att: ki, arkasindan baygin olarak yere düstü. Ayilinca yanina yaklasan Hasan al-Basrî ona su beyitleri okudu:
    Ey Ars'in Rabb'ine karsi gelen delikanli
    Bilir misin, nedir günahkârlarin cezasi?
    Günahkârlarin alinlarin yakalandigi gün
    Asiler için «sair» var ki. onun yalazi gümbürtülü ve öfkelidir.
    Eger bu atese dayanabileceksen Allah (C.C.)'a isyan et.
    Degilse günah islemekten kaçin
    Kazandigin günahlar yüzünden
    Nefsini ipotek etmissin, onu kurtarmaya çalis.

    Bu siiri duyan delikanli, bîr kere daha gür bir nara salarak baygin vaziyette yere düstü. Ayilinca Seyh'e yine sordu, «ey Seyh! Esirgeyici olan Allah (C.C.), benim gibi bir alçagin tevbesini kabul eder mi?» Hasan El-8asrî delikanliya «günahkâr kulun duasini bagislayici olan Allah (C.C.)'dan baska kim kabul edebilir ki» diye cevap verdi.
    Bu cevap üzerine kalbi biraz daha ferahlayan delikanli, basini yerden kaldirarak Allah (C.C.)'dan üc sey dua etti.
    Birinci duasi suydu: «Allah'im! Eger tevbemi kabul ederek günahlarimi affedersen, bana gerek Kur'an-i Kerim ve gerekse diger ilimler ile ilgili olarak isittigim her cümleyi kavrayacak derecede kuvvetli bir zekâ hifzetme gücü ihsan eyle.»
    Ikinci duasi suydu: «Allah'im! Bana öylesine tatli bir ses bagisla ki. benim dilimden Kur'an-i Kerim duyan en kati kalbi kimselerin bile gönlü yumusasin.»
    Üçüncü duasi da su oldu: «Allah'im! Bana helâl lokma nasibeyle, zarurî geçim kaynagimi ummadigim yerlerden temin eyle.»
    Ulu Allah (C.C) delikanlinin her üç duasini da kabul etti. Bunun üzerine zekâ ve hafizasi gelisti, o Kur'an-i Kerim okuyunca dinleyenler derhal günahlarina tevbe ediyorlardi, ayrica her gün evine bir çömlek dolusu çorba ile iki çörek gelirdi, kimin getirdigini hiç kimse bilmiyordu. Ölünceye kadar bu durum böylece devam etti. Iste gönülden Allah (C.C.)'a yönelen kimselerin hali budur. Çünkü Allah (C.C.) iyi amel islemeyen yönelenleri mükâfatsiz birakmaz.

    Alimlerden birine soruldu ki. «kul, tevbe ettigi zaman tevbesinin kabul edilip edilmedigini bilebilir mi?»
    Alim bu soruya su cevabi verdi: «Bu konuda kimse kesin bir hükme varamaz, fakat tevbenin kabul edilip edil­medigine isaret eden bazi alâmetler vardir. Baslicalari söyle siralanabilir:
    1 — Kulun kendisini günahtan uzak hissetmesi gerekir.
    2 — Kalbinden sevincin silindigini, her baktigi yerde Allah (C.C.)'in varligini hissetmesi gerekir.
    3 — Günahkârlardan uzak durarak iyilik isleyenlere yakinlik duymasi gerekir.
    4 — Dünya kazancinin azmi cok, ahiret amelinin çogunu az görmesi gerekir.
    5 — Kalbini devamli olarak Allah (C.C.)'in farz kildigi ibadetler ile ilgili görmelidir.
    6 — Az konusmasi, araliksiz bir düsünce hali yasamasi, daha evvel isledigi günahlardan dolayi devamli oiarak üzgün ve pisman görünmesi gerekir.

    Kalplerin Keşfi

    tahaviçcom

    http://irsadforum.net/forum/dinimize-dair/imam-i-gazali-kalblerin-kesfi-alt-baslik/msg71236/#msg71236

+ Konuya Cevap Yaz
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok