+ Konuya Cevap Yaz
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Peygamber Efendimizin özelliği hakkında hadisler;

  1. #1
    RACİ
    Gast

    Standart Peygamber Efendimizin özelliği hakkında hadisler;





    Hasan b. Ali radıyu anhümadan :

    *Dayım. Hind b. Ebi Hale’ye ki bu adam insanları güzel tasvir ederdi. Peygamber Efendimizin s.a.s. vücut yapısını sordum. İsterdim ki O’ nun hakkında bana bir şey söylesin. Dedi ki:

    ‘’ Resulüllah s.a.s. iri yapılı ve heybetli idi. Yüzü ondört gecelik ay’ın parlaklığı gibi parlıyordu. Orta boylu, ne uzun ne de kısa idi. Başı büyüktü. Saçları az kıvırcıktı. Saçlarını bıraktığı zaman kulak memelerin geçiyordu. Açık renkli idi. Alnı geniş ve hilal kaşlı idi. Kaşlarının arası açıktı; ortasında kızdığı zaman kan hücumundan şişen bir damar vardı. Burnu uzunca ucu ince ve ortası yüksekti. Yüzünde bir nur ve Melahat vardı. O’ na iyice dikkat etmeyenler burnunun ucu kalkık ve ortasıyla müsavi zannediyorlardı, hâlbuki öyle değildi. Gür sakallı idi. Gözlerinin siyahı çok siyahtı. Yanakları düz ve ağzı büyükçe idi. Dişeri zarif ve araları açıktı. Gırtlaktan göbeğe kadar ince bir tüy çizgisi vardı. Boynu fildişinden yapılmış bir suret gibi idi gümüş gibi parlıyordu. Normal yapılı idi. Orta derecede şişman idiysede hantal değildi. Karnı ve göğsü müsavi idi. Göğsü ve iki omzunun arası geniş idi. Mafsalları ve kemik başları büyüktü. Derisinin tüysüz olan kısmı nurlu idi. Gırtlağı ile göbeği uzun ve ince bir tüy çizgisi ile bitişikti. Kolları, omuzları ve göğsünün üst kısımları tüylü idi. Kolları uzundu. Ayası geniş idi. Kemikleri düzgündü. El ve ayak parmakları kalın avucunun içi etliydi. Kol ve bacakları normali aşmayan bir şekilde uzundu. Ayak altının ortası fazla çukurdu. Ayaklarında nasır ve çatlaklar yoktu. Yürürken ayaklarını yere sertçe vurur sağa sola dönmeden ilerlerdi. Hızlı yürürdü, yürüdüğü zaman merdiven basamaklarından iner gibi yürürdü. Sağa sola döndüğü zaman bütün vücudu ile dönerdi. Yarı kapalı gözlü idi, göklerden çok yerlere bakardı. Bütün bakışları düşünceli idi. Ashabının arkasından yürür ve benim arkamı meleklere bırakın derdi. Rast geldiği kimselere ilkin o selam verirdi.

    Dedim ki: Bana konuşma şeklini söyle.
    Şöyle dedi:

    Resulüllah s.a.s devamlı olarak üzüntülü ve düşünceli idi. Hiç rahat ve huzur duymazdı. Lüzumsuz konuşmazdı, susmaları uzundu. Ağzının kenarı ile söze başlar ve ağzının kenarı ile sözü bitirirdi. Kısa, veciz ve manalı sözler söylerdi. Kelimeleri ağı ağır söyler ihtiyaçtan ve fazla ve eksik söylemezdi. Yumuşak huylu idi. Ne kaba nede çok hafif idi. İyilikleri küçük de olsa büyük görürdü. İyilikleri ne yerer ne de överdi. Dünya ve dünya varlıkları için öfkelenmezdi. Fakat Hakka saldırıldığı zaman hiç kimseyi tanımaz hıncını almadıkça hiçbir şey onun öfkesini engelleyemezdi. Kendisi için kızmaz ve intikam almaya kalkışmazdı. Bir şey işaret ettiği zaman bütün eli ile işaret eder ve bir şeyden hayret ettiği zaman da elini döndürürdü. Konuştuğu zaman sağ elinin içini sol baş parmağının içine verirdi. Kızdığı zaman yüzünü çevirir, hem de çok çevirirdi. Sevindiği zaman da göz kapaklarını yumardı. Gülmesinin çoğu gülümseme idi ve gülümserken dişleri dizilmiş dolu tanelerinin görümünü andırırdı.

    Hazreti Hasan demiştir ki : Ben bunu bir müddet kardeşim Hüseyn’ e söylemedim. Sonra bir gün ona söyleyince gördüm ki o; benden önce babasından sormuş, hatta Peygamber efendimiz s.a.s giriş ve çıkışlarını, oturuş ve kalkışlarını bile sormuş ve sormadığı bir şey kalmamıştı.

    Hazreti Hüseyn diyor ki:

    *Babama, Peygamber Efendimiz s.a.s. evine girdiği zaman ne yapıyordu? Diye sordum. Dediki:

    -Resulüllah s.a.s. kendi evine girmekte malumdur ki serbestti. Evine girdiği zaman vaktini üçe böler; bir kısmını ALLAH c.c. ibadete bir kısmını ailesine, bir kısmını kendisine ayırırdı. Kendine ayırdığı kısmı da insanlar arsında taksim eder, herkes ondan faydalanırdı. Onlardan hiçbir şeyi esirgemezdi… Halka ayırdığı bu kısımda usulü, değerli kimselere daha fazla önem vermek ve herkesle dindeki üstünlük ve değerine göre ilgilenmek idi. Kiminin yalnız bir işi kiminin iki işi kiminin de bir çok işleri olur ve ona göre onlarla ilgilenir, gerek onlara ve gerekse umuma yararlı olan görüşlerini ihtiyaç ve sorularına göre söylerdi.
    ‘ Burada olanlar burada olmayanlara iletsinler. Ve bana işini iletmeye gücü yetmeyen kimselerin işlerini siz iletin. Zira kim, bir emir sahibine ihtiyacını iletmeye gücü yetmeyen kimselerin ihtiyacını iletirse Cenabı-ı ALLAH kıyamet günü o kimsenin ayaklarına kuvvet verir.’ Buyurdu. O’ nun yanında bundan başka bir şey konuşulmazdı ve kendisi herhangi birinin yerine bir başkasını kabul etmezdi. Yanına, hayır ve iyilik umarak girerler, bir şey yemeden meclisinden ayrılmazlar, ayrılırken de fazilet ve üstünlükte birer örnek, kılavuz olurlardı.

    Hazreti Hüseyn diyor ki:

    *Babama, Peygamber Efendimiz s.a.s. evden çıktığı zaman ne yapıyordu? Diye sordum. Dediki:

    -Resulüllah s.a.s. ağzını lüzumsuz şeylerden kilitler, halkı kendisine ısındırır ve hiç kimseyi kendinden soğutmazdı. Her kavmin büyüğüne ikram eder ve onu, onların başnda bırakırdı. Hiçbir kimseye güler yüzlülüğünü esirgemeden ve güzel huyunu bozmadan halktan çekinir ve onların şerrinden sakınırdı. Ashabında birini görmediği zaman onun nerede olduğunu ve halktan, olan-biten işeri sorardı. Güzel şeyleri beğenir ve teşvik ederdi. Kötü şeyleri de yerer ve halkın gözünden düşürmeye çalışırdı. Halk belki taraf tutar veyahut kendisini aldatırlar diye titizlik gösterdiği için hiç aldanmazdı. Kendisine, her duruma uygun bir cevap bulunurdu. Hak’ da hiç taviz vermez ve hakszlığa değer vermezdi. Dostları, insanların en iyisi idi. Kimin halka hizmet ve faydası çoksa onun nazarında insanların en değerlisi o idi ve halka kimin yardımı çok dokunuyorsa onun nazarında en büyükleri o idi.

    Hazreti Hüseyn diyor ki:

    *Babama, Peygamber Efendimiz s.a.s. oturuşlarını da sordum. Dedi ki:

    -Resulüllah s.a.s zikir yapmadan ne oturur, ne ayağa kalkardı ve belli yerlerde oturmak alışkanlığında olmadığı gibi, halkı da bundan nehyederdi. Bir toplantıya gittiği zaman nereyi boş bulursa hemen oraya oturur ve herkesin böyle yapmasını emrederdi. Yanında oturanların her birine nasibini verirdi. Her biri Peygamber Efendimiz s.a.s. en çok kendini sevdiğini sanırdı. Bir iş için kendisi ile konuşanlar ayrılmadıkça kendisi ayrılmazdı. Kendisinden bir şey isteyenlere, ya o şeyi verir veyahut onları tatlı bir dille savardı. Genişliği ve güzel ahlakı ile bütün insanları kendisine sığındırmış ve baba olmuştu. Hak’ da bütün insanlar onun yanında eşitti. O’ nun meclisi hilm, haya, sabır ve emniyet meclisi idi. O’ nun meclisinde yüksek sesle konuşulmazdı. Hiç kimsenin şerefi oynanma ve hiç kimsenin ayıbından söz edilmezdi. Herkes eşitti. Eğer aralarında bir üstünlük farkı varsa o da takva ileydi. Herkes gönlü açık ve mütevazi idi. Büyüğe saygı, küçüğe şefkat gösterilirdi. İhtiyaç sahipleri tercih edilir ve yabancılar korunurdu.


    Hazreti Hüseyn diyor ki:

    *Babama, Peygamber Efendimiz s.a.s. arkadaşlarına karşı tutumundan da sordum. Dedi ki:

    -Resulüllah s.a.s devamlı olarak güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllü idi. Ne kaba, ne katı kalbli, ne bağırıp çağırıcı ne küfürbaz, ne yerici ne de şakacı idi. Hoşlanmadığı şeyleri görmemezlikten gelirdi. Hiçbir ümid edenin ümidini kırmaz ve onu mahrum etmezdi. Kendi nefsi ile ilgili olarak –münakaşa, mübalağa ve lüzumsuz şeyler olmak üzere- üç şeyi yapmazdı. Halk ile ilgili olarak da üç şeyi yapmaz; kimseyi yermez ve ayıplamaz kimsenin gizli hallerini araştırmaz ve sevabı olmayan şeylerden konuşmazdı. Kendisi konuştuğu zaman yanında oturanlardan her biri başlarına kuş konmuş gibi başlarını eğip onu dinlerlerdi. Kendisi konuşunca onlar susar ve ancak O susunca onlar konuşuyordu. Yanında çekişmezlerdi. Arkadaşları neden gülüyorlar ise O da ondan gülüyor ve neden hayret ediyorlarsa O da ondan hayret ediyordu. Bir yabancının biçimsiz konuşmalarına ve yersiz sorularına karşı o kadar sabır ederdi ki ashabının sabrı tükenirdi. ‘Bir ihtiyaç sahibi gördünüz zaman ona yardımcı olun’ diyordu. Kimsenin sözünü – haksız bir şey söylemedikçe- kesmezdi. Ancak, konuşan haksızlığa başlayınca ya onu nehyeder, veyahutta oradan kalkıp giderdi.


    Hazreti Hüseyn diyor ki:

    *Babama, Peygamber Efendimiz s.a.s. susması nasıldı? Diye sordum. Dedi ki:

    -Resulüllah s.a.s. –hilm, ihtiyat, takdir ve tefekkür olmak üzere- dört halde susardı. Takdir halinde halkın işine bakarken ve halkın davalarını dinlerken susardı. Tefekkür halinde de fani ve ebedi şeylerde temmül ederken susardı.


    Kaynak Eser;
    Hayatü's Sahabe, Cilt 1 Sayfa; 31, 32, 33, 34

    ( M. Yusuf Kandehlevi )


  2. #2
    Istikamet Özel Üye إسماعيل - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.06.2009
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.160

    Standart

    Resulüllah s.a.s devamlı olarak güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllü idi. Ne kaba, ne katı kalbli, ne bağırıp çağırıcı ne küfürbaz, ne yerici ne de şakacı idi. Hoşlanmadığı şeyleri görmemezlikten gelirdi. Hiçbir ümid edenin ümidini kırmaz ve onu mahrum etmezdi. Kendi nefsi ile ilgili olarak –münakaşa, mübalağa ve lüzumsuz şeyler olmak üzere- üç şeyi yapmazdı. Halk ile ilgili olarak da üç şeyi yapmaz; kimseyi yermez ve ayıplamaz kimsenin gizli hallerini araştırmaz ve sevabı olmayan şeylerden konuşmazdı.
    İşte Câzibekar Ahvâli İsmailağa'nın
    Bize Hâtır Ediyor Mescid-i Rasulullah'ın
    Cümle İhvan Hallenmişler Hali İle O Mâhbubun
    Ne Büyük Saadettir Şakirdi Olmak O Mahmud'un(k.s.)


+ Konuya Cevap Yaz

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok