Antikacı bir dostum anlattı. Bir müddet önce Londra'da, üzerlerinde Bizans imparatorlarından birinin mührü bulunan altın külçeleri satılmış.
Bu altınlar her halde Arjantin'den gelmedi...
Bizans'ın merkezi neresiydi? İstanbul...
Türkiyemiz ben diyeyim 20, siz rakamı biraz küçültüp 16 deyin medeniyete beşiklik etmiştir. Topraklarımızın altı tarihî eserlerle, altın ve gümüş paralarla, müzelik eşya ile doludur.
Son yıllarda eski kilise harabeleri de restore edilmeye başlandı.
1915 faciasında Ermeniler...
Yunan işgalinden sonra Rumlar...
İki ateş arasında kalmış Müslümanlar...
Millî mücadeleden sonra köyleri yakılan, düzlenen, ahalisi çil yavrusu gibi savrulan Çerkesler...
Onlar paralarını, altınlarını herhalde bankalara koymamıştı.
Etiler, Frikyalılar, Lidyalılar... Bizans... Trabzon'daki Rum Pontus imparatorluğu... Daha kaç düzine büyük ve küçük devlet...
Zaten uzun yıllardan beri defineciler köstebekler gibi define arayıp duruyor.
Birkaç yıldan beri bir moda çıktı: Tamir edilen tarihî eserlerin altınlarına define arama cihazları sokuluyor.
Geceleri saat ikilerde acayip faaliyetler, kamyonlarla bir şeyler taşımalar...
Nihayet kokusu bir yerden çıktı: Londra'da, Türkiye'den gelme tarihî Bizans altınları el altından satıldı.
Bu konuda bende fazla bilgi yok, belge hiç yok. Bir rivayeti nakl ediyorum sadece.
Yakın tarihimizde Adana müzesinden on binden fazla tarihî eser kaybolmuştu.
Otuz sene önce bendenize bir heykel fotoğrafı gösterilmişti. Alır mısın? Koca heykeli alıp da nereye koyacağım, üstelik yasak ve kaçak... demiştim. Şu cevabı vermişlerdi: Dünyanın istediğin yerine gönderebiliriz...
Ülkemizin altı da üstü de talan ediliyor.
Londra'da satılan Bizans altın külçeleri konusu KültürBakanlığı'nın dikkatini çeker sanırım.